İlahi mekanizma

Kalp açılınca denize kıyılar çok uzakta kalır,yeniden yaşamayı öğrendiğin koca bir gün vardır önünde,nefesin sana günü kurtaran sözleri fısıldar,sanki hepsini bir yerden duymuşcasına,bazen oluruna bırakmakla tamamen bırakmak arasındaki farkıda idrak edebilmek için,kenarlarından kavrayıp anladığın bu hayatın köşelerini yırtıp atman,hatta unutman bile gerekebilir kendini sana kötü hissettiren günleri.Yer açılmalı sen tembellik yapıp sevmekten korktuğun için,ayakta beklettiğin ve aynı bedeni paylaştığın duygularına.Azalan anlam,kış mevsiminin uzayan gecelerine dönüşür,çünkü beklentilerin kısa bir gün için yeterince gelişmemiştir,bu seni sıkıp boğar ve kaçma hissi uyandırır,çünkü tehlike altında yapılacak en doğru şeyin bu olduğunu düşünür,senin yerine her zaman saniyeler önce karar veren,senin içinde yaşayan ve ileriyi gören bu ilahi mekanizma.Sana bu dünyada neyin değişmeyeceğini rahatlıkla söyleyebilirim,hem söylemesem bile sen zaten biliyorsun.Azıcık su,bir parça ekmek kazanacaksın işte,inanç sistemine göre senin olman gereken yer bu,sıkıysa kafanı kaldır ve itiraz et,dünya kirli diye.Sonra güneşler açtıracakmış gözlerimizde,umudun içine doğru kapandığı yerlerde karanlık daha fazla kalmayacakmış,biraz daha beklemeli biraz daha sabretmeli,biraz daha kendimi unutmalıymışım.Dünyaya bakan aldanır,yanıltmasın seni dünyalıklar.

Reklamlar

Dolunay

Her şeyin bir ömrü vardır,siz en kısa hayat kelebeklerin mi sanıyorsunuz hala,kısa mesafede uzun menzil delirenler şüphelerindeki alaycılığı kaybetmesinler,doğruyu uygunsuz bir halde görmesinler yeter ki,yanlış bir kanıya kapılmalarını istemem düşünecekleri hayatları üstüne.Hem neden doğumun ölürken varılan tadı,hayatı bunun üstüne şekillendirsin ki. Biliyorlardır onlarda muhakkak,lazım olduğunda bile yardımın gelmediğini.Korkular varken çözümler zaten gecikir insana varmakta,buna rağmen direnirsen bilinmez belaları üstüne çekersin bir mıknatıs gibi,inanmaya ihtiyacın olduğunu düşündüğünde karanlıktan korkan yanın,seninle ne yapacağını bilemez duruma gelir.Direnmek demek,zaaflar üstüne kurulu başka çareler üretmek demektir.Olumsuzlukları değiştirecek potansiyel bir gücün vardır hayata direnmenin ötesinde,belki henüz açığa çıkmamış ya da keşfedilmemiş yanları vardır yapılan iyiliklerin,kılını bile kıpırdatmadan öylece durmak demek,sadece gelişimi yavaşlatır,süreci insanoğlunun kendini duraklamasını bilmemesi yüzünden,erken bir saate alabilir yaratıcı,yani bize karşı her durumda dürüst ve haklıdır.Kim ders almaktan ve düzgün bir insan olmaktan yana geciktiyse,bunun bedelini dünyada yaşayan insanlar olarak,biz hep beraber ödedik zaten.Zaman tarihin içindeki tekerrürleri,bunu bizim anlayacağımız bir dilde,basit izafiyetle yine bize açıklar,orada olmayan hiç bir şey,artık burada bir sır olarak kalamaz.Biz ise fani olmanın getirdiği kusurlarımızdan dolayı,bunları yaşamadan bilemedik deriz.Yaşamak bir bedeldir,çok yakınından geçtiysen,yine de görmediysen,suçlusunu arama,kendini tanıman gerek.Mutluluğu araman için,sana iki neden verdim,biri sen diğeri bendim.Bu günü anlaman için,sana yarını verdim.Kader ağlarında çırpınan hayaller,ben gördüm siz görmeyin.Her yanlıştan sonra,biraz daha doğru yöndeyim,bunu da bana çok görmeyin.

iade

Uzun zamandır kullanmadığım kelimeler aklımda büyük bir yer işgal ediyordu.Ağaçlar tomurcuklanmaya başlamadan ve bahar gelmeden önce, yenilemem,tamir etmem gereken hassas noktalar vardı kalbimde.İki basamaklı sayıların yaşları nasıl değiştirdiği gibi lüzumsuz şeyleri aklımda tutamıyordum,seçimlerin sonucunda işlerin buraya kadar varması zoraki bir çok etkene bağlıyken,kainatı derinden dinleyen her türlü huzur kırıntısı burada bizimle birlikte korozyona uğruyordu.Her şey yarım,her şey olduğu kadarın bir fazlasıydı,sanırım çözmem gereken sorunda buradaydı,aklımdan çıkmadan önce.Uğradığınız yenilgileri alışkanlıktan çok,yenilen bir çerez gibi düşünün,maliyeti önemli değilmiş gibi davranılması sizin hoşunuza gitse de bedeli akla yatkın ve bilimsel açıklamalara uygun olacak.Geçen bunca zamandan sonra,tarifi yok,pişmanlık var aramızda.Aşk adına bir karar çıkması için gece yarısını bekleyeceksiniz,hükümler ve sebepleri geçersiz sayılacak,bundan önce işlediğin tüm aşk suçları bertaraf edilecek,savunman düşecek,sevmesen de gideceksin küçük bir sıcaklık için yanına,korkular terleyecek keşfetmenin ilk seansında,baktığında her şeyi küçülten ayna,dünyayı yerinden edecek.Kendini isteklerine bağladığın bu çözümsüzlük hali pek yaman,bu sana geri dönen acıların,kutuları hiç açılmadan başlayan iade süreci,soğuk zincirlere vurulmuş tabiatı bozulmuş bir hayvan,her şey bir istekten fazlasıydı diyeceksin.Yerine getirdiğinde huzur buldum,yerini hatırladığımdan da uzağa bırakmışım kalbimi.

Kiraz çekirdeğindeki ışık

Süreklilik,tüm doğru anıların kesiştiği yerlerden yanlışlıkla pay çıkarmaya ve sonra bunu anlamak adına,kendin için önemli bir şey yapmaya benziyordu.Süreklilik diğer tüm anlara bulunduğu yerden kolayca hükmediyor,onsuz bir yaşam ne düşünülebilir ne kurulabilir ne de sürdürülebilirdi,sadece olması gerekenler oluyordu,fazlası ihraç ediliyordu hayallerle kafamıza.Görüşler bozulmuştu niyetler açıklanınca,kalbindeki o küçük olasılığa pek güvenmiyor,ışık almayan odalarına doğru çekiliyordu güneşsiz kalan günler.Sanırım bozulmuştu saati göstermesi gereken günler,ayların o tek tek geçişi,feci şekilde hayat vermiş olacak ki,doluyu boştan ayırt etmek için yılların geçmesini beklemekten başka bir çare bırakmamıştı bana.Yolumda yok oluşumun yanlışlarını,yalnızlıkla düzeltmenin peşinden gidiyorum,daha bir adımımızı diğerinden farklı şekilde atamamış olmanın hüznü yaşıyoruz biz bu şekilde,dünyanın vakit kaybı dediği bu hayat denilen serüven beni de aştığında,aklımdaki sinema salonundan çıkıp şöyle bir etrafa bakarım,içinde yaşadığım toplumu ve diğer tüm toplumları,korku ve diğer unsurlarla nasıl idare ettiklerini görüyorum,insan ikna olmadığı şeylere karşı,para ve gücün nimetlerini seçmeyi uygun görmüş kendinde.Zaman dolmadı henüz,gün denilen olgu ayakta geçilen yirmi dört saatlik bir köprünün ilk sıratıdır,sevginin gücüyle aşamadığımız veya düzeltemediğimiz şeyler olursa bu bizim küçüklüğümüzden kaynaklanır,dünyayı parçalamaya çalışanların karşısında duracak güce sahip olamamak ve pes edenlerin korkusu ta cehennemden hissedilir bunu unutmayın.Sanmayın ki gerçeklik değiştiğinde aradığınız her ne ise size verilecek.Onu arayıp bulamamanın yollarını öğrendik ömrümüz boyunca,kader değişti,dünya değişti,bir tek sen değişemedin bilindik anlamda.

Güvercin

Sönüyor güneş ve yavaşça çekiliyor perdeler.Gözlerimde eriyen kandil ışıkları unutulan geçmişimi aydınlatıyor şimdinin penceresinde,eskiden bir tek odada soba yanmasına rağmen sıcaktı evin tüm odaları ve şehir toprak kokardı,her yağmurdan sonra bir hoşnutluk kaplardı bireyleri,bu kokuyu hep beraber duyabilmenin sevinciyle.Oyun oynayan çocuklar eve kaçardı,oyun biter,içimizde kaynayan hevesin,söz dinlemeyen yanları vardı.Ellerim cebimde,cebimde misketler,bir karış boyum vardı,öyle görüyordu beni benimle konuşan etrafımdaki büyükler.Gözlerim iki katlı bir ev gibiydi,ilk katında oturan düz ayak mutluluklar vardı,boyumun yetişebileceği türden.Arkadaşlarıma bakarken hep gözlerim dolardı bir şeylerin eksikliğinden.Bu yüzden o evin ikinci katında kimse oturmazdı,odalar küflenmesin diye açık bırakılan pencerelerinden içeri,hep güvercinler kaçardı.O cam duvarları kırıp geçemezlerdi ama,dışarıya ulaşmayı denemekten de hiç vazgeçmezlerdi.Canının yandığını gizlemekten nasıl haberi olmuştu beynimdeki o parçanın,sanıyorum o saf sevinci ben yaşayamadan,gözyaşları içinde geçildi çocukluğum…

restorasyon

Dönerken kargalara uğradım,akılları yok denilen bu canlılar,küçük bir beynin daha ağır olan diğerine göre gereksiz olan tüm ağırlıklarından kurtulmuş gibiydiler,akıllı olduğunu düşünen bir insana göre aptalca şeyler yapan siyah bir kuştan fazlası değildiler,ama yine de aptal bir insan göre fazlasıyla akıllıydılar benim için.Elleri bir kalem tutmaz ya da bizim gibi konuşmazlardı ama,kendilerine göre bir alfabeleri vardı tüm canlıların,ses çıkarabilen her canlı bizim bildiğimiz anlamda olmasa da konuşuyordu,hani derler ya bazen tek yapmanız gereken şey durup biraz dinlemektir,ölümde böyledir işte geride bıraktıklarınızı durup dinlediğiniz bir noktadır.Sizi bir araya getiren önemli parçaların gözünüzün önünde ayıklanmasıdır,geçmiş-şimdi ve gelecek olan zamanlar ise,hayatın içinde üst üste oynatılan bir filigran’dır,etrafında bir tabaka oluşur bedenin,görünmeyen bir sıcaklık soğukla mücadeleye girer,hastalandığınızı anladığınızda sizin için yapılan takas çoktan başlamış olur,geç kalmamayı diler,tam vaktinde orada olmayı istersiniz,bekleyen sevgiliyi egonun sabrıyla zorlamak olur mu ? Değişir mi her güzel şey,bir başka şey için kendini.Marifetinden mi ? yoksa hayra alametinden mi ? bu farikalıklar,bilemedim.Yoksa ben mi çok sevdiğim için ? Onu gözümde çok büyüttüm,onu da anlamadım.Belki de bir tımarhaneye gidip teslim olmam lazım,evet düşündüm,hemde hoyratça düşündüm,hemde hepsini,bir araya getirilen,tümdenmiş gibi görünen o kadar çok paramparça şey vardı ki,benim onların bütünlüğü ispat edecek gücüm yoktu karşılarında.Artık orada olmayan sönmüş bir yıldıza dönüştü kalbim,dünyaya karanlık çöktüğünde buralardan çoktan gitmiş olmayı diliyorum,yani birbirine zarar veren ve bu kadar çok acı çeken insanlar varken,ben içimdeki o sesi susturup,daha fazla kalbimin üstüne uyumak istemiyorum.

Neşter

Ne kaldı geriye,iki dudağımın ucunda uçmayı öğrenen kelimelerin beni terk edişi dışında.Robotların iş başı yaptığı saatlerde,sabahın ayazını çoktan demlemiş çaycılar olur etrafta.Kahvaltıyı kaçıranların ellerindeki küçük torbalarda,lezzetli ama sağlıksız küçük poğaçalar ya da simit olur,o torbanın bir adı vardır taşırken çıkardığı sesten dolayı,hışır poşet zihnimi en çok oyalayan poşet türüdür,artık onun da parasını halkın omuzlarına yüklediler,komik videolar çektiler,absürt fotoğraflar paylaştılar sosyal medyada,belki de bir kaç içi gıcıklayacı yazı,karagöz-hacivat edebiyatı yaptılar ve bundan da öteye geçemediler tepkilerinde,o yirmi beş kuruşa muhtaç ettikleri halkı işte böyle böldüler,yine kimsenin gıkı çıkmadı,hepsini ve her şeyi kazanmak isteyen bu zalimlere sessiz kalıp boyun eğmeyin,dinimiz sabırlı olmayı emrediyor diye aklınızı kirletmeyin bu yalanlarla,sakin olmalısın diyen ve fetva veren hacı hoca tayfasından,onların çıkarlarına uygun davranmanı sağlamak için kullanılan, insanı teskin etme yöntemlerinden uzak durun.Benim yanlışlarım siste gezen bir hayaletten farksızdır,kimileri o sisin dağılması bekler görebilmek için,kimileri ise cahilliklerle dolu ömründe bir kez bile göremez gerçeği. Cahilin sonunda göreceği şeyi,akıllılar önce görür(Mevlana)

Sahte günler,sahte geceleri kovalıyor

Bir gazetenin bulmaca ekinde.

Artık çoğul olmak,leş yiyicileri tanımak demek.

Bireylerin ellerinde bencillik neşteri,

Başarılı bir ameliyat olmuşlar ki,gülüyor hep yüzleri

Kahraman

Derinleşiyor buradan sonra sözler istersen sen gelme,dünyanın lütfu buradan sonra bitiyor kendini görmezden gelme.Görmeye devam ettikçe acıkıyor içimdeki insan,giderek susuzlaşıyor her geçen gün daha geç kalan bu topraklar,mevsimini kaçıran bahar yağmurları gibi sevgiye hasret kalıyor yarınlar,kaçamak bir cevap karşıdan karşıya geçiyor,benimle aynı vapurda seyahat ediyor tüm yalnızlar.Gök mavi güneş sarıymış,bulutlar beyaz kalınca,karınca kararınca bir damla mesele bu dünya hayatı işte,çoklu evrenlere hapis olmuş yaşayan bir farkındalıktan,kendine has çıkarımlar yapmakta özgür kılınmış ve bunu yalanlarla telafi etmede üstüne olmayan,nitelikli,hayvana göre üstün kılınmış olan varlık.Niye bunları yaşadım ben diyebilirsiniz,niye çok olandan birazda bana düşmedi,sen hariç herkes mutlu gibi etrafında,hepsi ne yapacağını çok iyi biliyormuş gibi davranıyor değil mi ? Hiç merak etme gerçekten öyleler,senin sandığının ötesinde bir zincire mahkumlar ki hiç sorma,rahatları bozulmasın diye seni ezerler,iş yerinde üstüne basıp yükselirler o konum senin hakkın olmasına ve bir kadın olmana rağmen.Senin zorla elde ettiğin ve sevdiğin tüm değerlerini küçümserler,aynaları çatlatırlar kem gözleriyle,yansımalarında bir tuhaflık sezerim,hemen gözlerimi kapar ve sözlerini dinlerim o anda,inanmıyorsan sende dene,kapa gözlerini ve onları dinle,arka planda çalışan bir çok programa rağmen,kendin olabilmek için savaşmak nedir bir bilsen,aldığın küçük bir galibiyet bile bazen tüm hayatın boyunca etki edebiliyor ömrünün geri kalanına.Biliyorsan seninle savaşmaya,seni manipüle etmeye,susturmaya,yavaşlatmaya,aradığın kimliğini bozmaya geliyorlar,ruh iyileşirse beden de arkasında geliyor haberin olsun,geçmeyen yaralarına zamanı sar,kalbine sevgiyi,yak tutuştur kullanılması için sana verilen o beynini,sana dokunulmayacağını bir kez daha öğrensinler,bilsinler.Bu bozuk düzenden kurtulmak için her zaman bir yol arayan ve bunun için çalışan tüm kahraman kadınlar ve erkekler.Hepinize çok teşekkür ederim.

Meziyet

Sevgiyi yok edemezsiniz,hiçe sayamazsınız kemikler ve omurga dışında insanı ayakta tutan benliği.Şu dünyada her şeye sahip olmayı isteyenlerin diğerlerine üstünlük kurmayı sevdiğini,baskın olmanın ne kadar çok hoşlarına gittiğini görebilirsiniz,kendisi için geliştirdiğin özel bir meziyet sanıyorsa ona verilen bu lütfu,bence yanılıyor ve bir miktar da aldanıyor bile diyebilirim onlar için sana.Bence hata payını da hesaplamalısın zahmete girip bencilce yaşadığın her günün sonunda,o çok şey istediğin dünyaya karşı aramalısın belki de dermanını ve gün gelecek o hatalarından nasıl kurtulunacağını da bilmelisin,sana vereceği hiçbir dersten kaçmadan onu açtığın sinenin içinde eritebilecek misin ? kalbinin ısısıyla.Sözlerin sahibini işitecek mi ? derinlerin sabrına sığınacak mı ? kayıp düşler,yoksa sende bir bilinmezin yolculuğunda rota mı tutacaksın,kendine kaptan olup.Yazmak istediğim bir çok şeyi yazmış sayılırım,artık hiç biri aklımda değil,umurumda değil,o günkü gibi değerinde değil,yüzümdeki sıfatlar parmaklarımdaki zamir kırıntıları,virgüle takılmış dönen kaplumbağalar,içinde hevesi kalan küçük çocuksu oyunlar bu noktadan sonra bitiyor.Kendime şöyle güzel bir kahve yapıp mavi gökyüzünü seyredeyim,umut dağıtan güneşin altında hayatını yaşayan milyonda bir insan,kendi yolunu arıyor,sanırım o benim…

111

Bardağa doldurup içmek istediğin o su,yüzlerce damlanın birleşmesinden oluştu,yüzlerce damlayı şimdi ayırsana onun içinden.Yapamayız değil mi ? İradelerimiz var,ama böyle bir gücümüz yok.Sabrımız var,ama böyle bir niyetimiz yok.Tesadüflere yer bırakmayan üstü kapalı bir değişim,her aradığında bulamadığın çorabının diğer teki,aramaktan yorulup ta vazgeçmeye başladığında saklandığı yerden kendini azıcıkta olsa gösteren mucizevi kadro ve onun tamirden yeni dönmüş olan,kırıklarla dolu kalpleri.Çocuğun aynaya baktığında hissettiği ama anlatmaya kelime dağarcının yetmediği o günler,kafatasının altında bulunan kimse tarafından fark edilmemiş olan gizli tüneller,gündüzü perdeleyen geceler,kim ne olmak istiyorsa adlı bilgi yarışmasında kaybedeni alkışlayan eller,sokaktaki cehennemi harekete geçirecek olan fitneler,ölümsüzlüğü parada bulmuş olan sözde islami cengaverler,seçim öncesi parti malı yeni yüzler,hayat pahalı değil,sizler çok az bir karşılığa dünyanızı sattığınız diyesim var,ama demiyorum.