Sonuç

Affedilmesi için nasıl konuştuğunu,nasıl üzüntülü olduğunu,nasıl pişmanlık duyduğunu anlatışına bakın,ikisi arasındaki konuşmalarda.Sizi koysak öyle bir dünyaya ilk önce irice bir sopa bulur,onun ucunu sivriltirdiniz değil mi ? başınıza gelebilecek tehlikeleri savuşturabilmek için,barınmak için seçeneklerinizi ölçüp tartmazmıydınız,ateş hemen arkasından gelmiştir belki de ademin,belki de hep buradadır.Görüyorsunuz ya,dünya perdesi her kıyametle açılıp kapanmış,her yeni nesil gibi dünyada,kendi şartlarını sıfırlamıştır.Dinozorlardan evrilmiş hiç bir canlı kalmamıştır,evet akrabasıdır ama,başka bir canlı türü,başka bir tür tasarımdır yaratılışları.İşi kreasyon üretmek olan sanatçı kişi veya usta ne yapıyorsa,burada olanlar da o dur.Sürekli karalar ve çizersiniz ama istediğiniz gibi olmazsa çöpe gitmez mi,mükemmel gözükmeyen tasarımlar.

Evrim

İşte size kaçırdığınız her fırsatta ölen paralel evreniniz,gerçek üstü seyahatlerin akıllara durgunluk verici,ama bir yandan da telafi edici özelliği,hem iyileştirmeye çalışan,hem unutturan döngüsü.Çoktan yok olmuş her seçimde,var olma mücadelesi veren,basitlikten uzak,karmakarışık ve değerli biz insanoğlu.Rabbin olmadığını düşünüp size bin bir kanıtla geldiğini söyleyen,yaygaracılara,sahte imam ve profesörlere kanmayın.O büyük patlama dedikleri,her şeyi olduran Rabbimizin evrendeki yayılma biçimidir,tıpkı bir insanın yorucu bir günün sonunda yatağına uzanıp yakaladığı rahatlama hissi gibidir.Patlayan şeyler,tasarımların diğerleriyle uyumlu çalışıp çalışmadığını kontrol etmek için yapılan,atomsal ve hücresel boyutta en nihayi kalıcı devirdir,sahip olduğumuz genetik miraslar aslında hep birer gelişmedir.İnsana gelene kadar hiç bir tasarım atılmamış,ziyan edilmemiş ve saklanmıştır.Bu yüzden dünya’daki tüm canlılar bize yakın veya bizden çıkma gibi gözükür.Hala insanın evrilerek maymundan geldiğini düşünenler var,tabi ki böyle isteyecek şeytan,insan ona göre,Rabbin bu yarattığı hayvanla eşit,hatta daha aşağıda bir varlık.Adem ile Havva’nın konuşmalarına bakın,orada java veya neandertal adamlar var mı,ya da homo sapiens ya da homo erectus.

Seçim

Evrenin hafızasında tutulan seçimlerimiz,ideal şartlarda ortaya çıkmayan durumlar,bir anda tersine dönünce varlığından haberdar olmadığımız duygular,kapladığında etrafını,kalbinde olup-bitene birazcık anlam vermeye başladığında,seni yaşatanın,tüm arzularını dindirenin,tüm becerilerine ortak olanın,sensiz hissedemeyecek kadar aciz olanın ruhun olduğunu anlıyorsun.Ruhun seni terk ettiğinde sana benzeyecek mi ? daha onu bile bilmiyorsun.Dünyanın gerçekleşmesi mümkün hayalleri sürekli baskıladığını görüyorsun,kendi istediği yönde gelişmesini sağlamak için seni sürekli taciz ettiğini,bilinçli olarak kimse ölmeyi istemezken,intihar edenlerin çoğunu cesaretsiz korkaklar olarak görürüz.Doğumdaki seçimsizliği,milisaniyelerin savaşında kazananın hep ölüm olduğunu görürsün.Seçimlerimiz kazandırıyormuş gibi gözükmek zorundadır,yoksa,bütünlüğü bozulan benliğinden çalıp,sana yeni bir karakter yazan bu üstün zekaya,ya hayran olup saygı gösterirsin,ya da sana henüz ulaşmamış bu bilgiyi,binlerce kitap okumanın sonunda bile bulamamışsın demektir.Sakın üzülme aptal veya salak ya da moron falan değilsin.Çocuklar neden siz onlara oyuncak almaya gittiğinizde,izin verirseniz dükkanı neredeyse sırtlanıp gidecek gibi olur,çünkü akılları seçim yapma zorunluluğu hissetmez ve bunun sonuçlarından çıkan küçük kaygıları,neden taşımamız gerektiğini bilemez.Öğretmek için tek geçerli nedenimizin bu olduğunu ne de güzel sanırız,seçim yapmayı öğretmek,endişeli durmak,en sonunda biraz da pişmanlık yaşamak,örneğinde sıkışıp kalırız.

Predator

Sıcak bir kalbin yaydığı huzur ateşinin başına toplanmış,ısınmaya çalışan küçük cücelerdik biz.Nazik ve iyi kalpli olmamızdan kuşku duyuyorlardı her zaman,sanırım bu kuşku,onları çepeçevre kuşatmış olan,bir başka düşmanın da yüzüydü.Bir beklentisi ve çıkarı olan kişinin,önce samimi davrandığını,sonra bolca gülümsediğini,canımızı yakacak,kalbimizi kıracak olan kişilerin,hep bu yolu izlediklerini gözlemlemiştim.Kendisi de bizzat aynı yoldan geçerek test eder kişiliğini insan,kendisini hayatta tutmaya yetecek birliktelikler arar ve öylesini sever insan.Çok aradım az buldum,bir bilseniz nasıl da kıymetli,nasıl da değerli,bize verilen armağanlardan bir kaçı.Eriyen günler,yılların omuzundan bakıyordu yeni güne,aynalarda bir telaş vardı sabahları,dolapta henüz fırsat bulunup yenilmemiş kahvaltılıklar vardı,her sabah pastane poğaçası yiyen gırtlaklar görüyordum,kolundaki saate doğru bakıp soluyordu sıkıntılı nefesini,hep ama hep,geç geliyordu otobüsler istanbul’dan.Boş pencere kenarı bir koltuk ya olup biteni izlemeli,ya da kafayı dayayıp uyumalı.Normalde yarım saat sürecek olan yol,artık bir saati biraz aşıyor.Toplu ulaşım araçları akıcı,akılcı,hızlı ve ucuz bir seçim olmalı.Eminönü otobüs durakları hala işe yarar ama,tam bir felaket hafta sonu işi oraya düşen biri için.Halkına yeni cami önü kuş yemi tadında,kendileri pastırmalı yumurtalı,ballı börekli sofra başında.Hayallerin bitmesinden ibaret bu ülkede yaşam,gelecek olan nesillerimizin çabalarını,umutlarını bize şimdiden yedirmeye kararlı,bir ahlaksızlık anlayışı her yanımızı sarmış,cebimize’de biraz para sıkıştırmış boyun eğdiğimiz için,hayatta kalma zorunluluğumuzdan yakalamış bizleri predatorler,verilene şükretmek ve dayanmak bizlerin doğasında var.Bıraktığın izler,hayat dolu işler,sana özel sandığın hisler,her yaptığın seçimde almış olduğun yük ve endişeler,sen açıklamazsın şimdi,bırak ta ben açıklayayım,bu hayatta hiç bir şeye değmeyeceğini.

Çay ve Simit 2

Ben de sıradaki yerimi aldım,payıma düşeni satın almak için.Soğumasına izin veremezdim,gözlerim çay içebileceğim uygun yerler aramak için çoktan etrafına bakınmaya başlamıştı bile.Bana göre çayın fiyatı,simidin fiyatını geçmemeli,yani ulaşılabilir ve uygun olmalı herkes için.Direklere yapıştırılmış kayıp ilanları gözüme çarptı,kaybettiğini bulmak için,çok ısrarcı bu insanoğlu.Kayıp kedi,adı berduş,beş yaşında,aşıları tamam ve tasmalı,ama kayıp.Not bulana ödül verilecektir ve içi siyah renkle doldurulmuş irice yazılmış telefon numarası.Onun biraz üstünde daha soluk renkli ve biraz eskimiş gözüken,bir başka kayıp ilanı daha.Kayıp çocuk,otuz yaşlarında,adam görünümlü,hem down sendromlu,bu insan kapının önünde oynarken kaybolmuş.İnsan derinlemesine düşününce üzülüyor,neden anne ve babalar gözlerini daha iyi açmazlar bu dünyaya karşı.Bir de çoşkun sabah’ın olduğu bir grafiti çalışması vardı ki onu hiç unutamam,altında the ayılar yazıyordu o günden beri sokak sanatlarına olan ilgim arttı ve etrafıma daha iyi bakmaya başladım.İyi ve kaliteli işler çıkaran bu kişilere bir tl kadar destek olmakla,onları heveslendirebiliriz.Babylon iyidir fakat genelde iki şarkı dışında pek fazla şey çalmazlar.Vocali yapan bayanın sesi ve çaldığı darbukanın ritimleri,gerçekten durup dinlemeye değer.Bir de apocalyptica gibi üç kişiden oluşan genç arkadaş grubu var ki,yeni şarkılar çaldıklarında tadından yenmez.Perulu kardeşleri bir türlü çözemedim,gerçekten müzisyenler mi ? yoksa uçak biletinin parasını bir türlü toplayamamış olan mağdurlar mı ?Evimde pan flütüm var bir ara heves edip almış ve öğrenip çalmak istemiştim.Hayır yıllardır buradalar jest edip bir türkçe şarkı söylemediler nedense.

Çay ve Simit 1

Canımıza değmiş olan kırlangıçlar,göç eden bir sürüye kapılıp gitti, ben arkasından bir elveda bile diyemeden.Mevsim geçişlerine ayak uyduran ağaçlar,üstünü değiştiriyordu akşamüstü.Gündüz gezerken yeterli gelen ince bir kazak,akşamüstü soğuğu gelince yetmiyordu.Sokaklarda gezen küpeli köpekler vardı artık bu şehirde,bir de çok anlamlı olduğunu düşündüğümüz gönül yaraları.Şehrin çöplüğünden çıkagelmiş olan martılar,balık sürüleri yerine çöp kamyonlarını gözetiyor.Haberler kötü,ülkem parasını taştan çıkartanların elinden alınmış ta,para için vatanını satanlar tarafından çoktan el değiştirmiş gibi geliyor.Halkına faydası olmayan bir düzen kuruluyor gözümüzün önünde.Komik bir şey söyleyeyim mi gülüyorum bu durum karşısında ve hala mutluyum,beni yaşatacak bir iradenin,tüm komutlarını ezberlediğim için.Bol yağlı,yalanlı kahveler,yalancı fiyatlara,kuyruğa girmiş insanlara satılıyor.Telefonlarının ışıkları bir solaryum lambası gibi vuruyor yüzlerine,hafif bronzlaşacak ruhlarımız yanarken.Ben farklı mıyım sizden sanıyorsunuz,sizden aşağı kalır bir yanım yok benim,yazmadıklarımı yapmak dışında.Köşeyi dönmeden önce yoğun bir simit kokusu geldi burnuma,yakınlarda bir yerde bir simitçi tezgahı ya da bir fırın olmalıydı,koku duyum beni yanıltmıyorsa.Koca bir sepet dolusu,üstü bezle örtülmüş olan simitler,tezgaha dizmesine izin vermeyen müşterileri,bu sıcak ve güzel lezzetin başına topluyordu.

BunuHerkesBilir

Yok olmadı bir müddet saklanmayı seçti tenin altına.Uyumadı eskisi gibi,seni daha çok görebilmek uğruna.Geri dönüp ne kadar uzaklaştığına baktı,iç çekti,önce hıçkırdı gök gürültüsü gibi,sonra göz yaşları geldi(yüreğindeki musluk açıldı)ardından.Bu kez tutmadı kendini ağlamamak için,güllere ayaz vurdu,bir çözüldü bir dondu kalbim.,koyu gri bulutlar yağmuru hiç taşırmadan usulca bıraktılar gözlerimin kenarlarına.Kurtulmayı bilen çocuklar oldu aramızda,kimi çabucak öğrendi,söktü hayatı zırhından.Kaçmadı,oyundan oyuna atladı düşünceleriyle çocuk.Bir karar aldı,bir erken uyarı,bir mesajın okunmasını,hayatın anlamını kriptolu,algoritmalı olmaksızın nasıl okuyabildiğine hem hayret etti,hem üzüldü,bilmek zorunda bırakıldıklarına.Hiçbir şeyi kalmadı canı dışında,yarısını duyduğu masalı,tamamlamak için,geceleri hiç uyumayıp,sürekli hayal etti masalın gerçeğini.Beyaz ejderleri,konuşabilen kedi ve köpekleri,yalancı kargaları,suyun dünya üzerinden çekilişini,üçüncü dünya savaşının tek nedenini,rüyalarının tümünü nasıl  hatırladığını,yıldızların aslında neden orada olmadığını,baş aşağı duran ruhlarımızın,beynimizin sayesinde ters yüz edilip,bedensel hayatlara kavuştuğunu ve bu hayatta öyle doğrulduğumuzu,her anın bir karar anı olduğunu bilecek kadar,çok şeyler yaşadım.Keşke deli olsaydım,deli olamayacak kadar ayılttı bildiklerim.Ölümden sonra,cehennem dünyanın izlerini taşıyan ruhları,cennet öncesi parçalayıp yeniden birleştiriyor,hesaptan sonra canınız çok ama çok yanıyor,asla unutmuyorsunuz Rabbinizin kim olduğunu bittiğinde ise.

Güneşe selamlar

Kanatlarım olsun benim,açtığımda onları,sevinçlerimi küçük gösteren umutsuz bakışlarımı,çekip almalı hüznün gölgesinden.Bir kere daha sevebilmek için hazırım,her şeyi unutmaya.Bin derdi bir araya getiren bir kalp,kararını çoktan vermiş bile,güneşe selamlar,sana elveda kara kaşlı,yeşil gözlü,gri bulutlar.

Devlerle savaşmak

Hayatı noktalama yerlerinden birleştirmek için,var gücüyle çalışan tüm erkek ve kız kardeşlerime gelsin,bu yazının nesnesel olmayan nedenlere bağlı,gizli yaşam formülü,elindeki anıların yarattığı küçük ama derin boşlukları doldurmaya çalışan,kendini inşaa eden bir grup karınca gibi görüyorum girdiğimiz her mücadeleyi.Engelleyemediğimiz engeller var ve büsbütün ortadan kalkmayacak sebepleri,iyinin karşısına dikilen kötüler hep,ama hep olacak.Toprak olurken çıkardığımız sesler bunlar,neşeyle atılmış içten kahkahalar,gülen yüzlerin eşlik ettiği bir dostlar meclisi,eyvahlar olsun yoksa büyüyor muyuz ve küçülüyor mu şimdi,o gün üstümüze olan her elbise gibi,bu duygular.Yalnız mutsuz bireylere mi döndük yoksa.Uyumadan önce ettiğimiz dualar mı kabul olmadı acaba,daha fazlasını istemek için yüzümüz mü yok kendimize,eksik mi kaldık,bir tarafımızda kırılmış kemik torbası kadar çalkantılı deniz,diğer tarafımızda,dev aynalarına hayranlıkla bakan egonun zarafet içindeki,ben diğerleri gibi değilim,ben özelim havaları,müptelaları var yalancı mutlulukların.Duygularıyla görmeyi bırakmamış,fakir bir insanım ben,korkmam gerek dünyadan ama bir türlü korkamadım. Kendi madenlerini kazan kararlı yolcular,çıkarlarımıza uyan yarınsız yakınlaşmalar,ötesi meta,ayyuka çıkmış kederler tablosu,samimi olmak adına içlerine kadar girdiğinde,sana tıslayan musluklar kadar boş kelimeler savuran,değerini henüz kanıtlamamış,değer görmemiş,yalancı şahitlerle kendi doğruları arasındaki dengeye sıkışıp kalmış,yaşayıp yaşamadıklarını anlamak için,nefes alıp verişlerine,nabızlarına ve yaşam tansiyonlarına bir bakmak gerekir.Şimdiye kadar saldırıydı her müdafaa,şimdiden sonra her tecrübenin bizimle birlikte akıllandığı kanısındayım,biten heveslerini çuvala koyup,sahile çay içmeye gidecek kadar umursamazdı artık.Merhametsizliğine bakarak yargılamayın hayatınızdaki detayları,her küçük mutlu an için devlerle savaşmak zorunda kaldık biz,her küçük kazanca yelkenleri indirdikten sonra,cücelerin sevincine karşılık,geçmişten gelen bir nasihatla asla yarışamadık biz.Biz var ya biz,bizim bir şeyler yapmamız gerekiyor,renkli kağıtlar kesip,balonlar şişirmemiz,etrafı süslememiz gerekiyor,yoksa başka türlü bize bayram gelmeyecekti,kabalıklarını kulaklarının arkasına saklayan pireli politikacılar,kanunlara sarılan hırsızlar,iyi gün dostu olan zayıf şişman cüzdanlar,felaketi saklayan yılgın rüzgarlar,hafif bir üşümesi gelen,sonra da ardı arkası kesilmeyen soğuk terler döken,en çaresiz dönemindesin sen… Adalet.

Mücver 2

Kaderin işleyiş biçimi ve bir insanın sona eriş durumuna getirilmesi,yazılan senaryoya bağlı kalmak çok önemli oyuncular için ve anın tasnif edilişini,başımıza gelmeden bilemeyecek olmamız gibi biraz karanlık ve flu geçişlere sahip.Son on saniyeyi sayar gibi geriye doğru,kendinizi saydığınız bir fırlatılış anı bedenden.Hiç bir zaman görmediğimiz bu sistemin,arka planında çalışan varlıklar ve onların bu plana eşsiz uyumu.Maalesef göremiyoruz o yüzden elimde gördüklerimden başka ispat da yok.Bana burada ki aklım,orada da lazım.Eminim boşa geçirdiğimiz zamanın her evresinden nefret edeceğiz,bittiğini anladığımızda.İsmi mücver olacak o yazımın,fazla uzun tutmadan,sıkmadan,yazmaya gayret göstereceğim,umarım okuyabilirsiniz hepimizi ilgilendiren bu küçücük gerçeği.Yıldızlar olacak tabi ki gece gökyüzünde görülen,karnımız tok olacak o akşam,huzurumuz yerinde olacak,yeri gelince güldüğümüz ve hiç zorlanmadan kendimizi ifade ettiğimiz,sevdiğimiz birinin yanında olacağız o akşam,o kadar yakın olacağız işte kendimize,bir çok sıkıntıyı atlattıktan sonra varılan bir düzlük gibi,sarılacağız boynuna sevgilinin.Boş bardaklara çay doldurmaya kalktığımızda kimin kaç şekerli içip-içmediğini,herkesin zevklerini de anladığınız bir duruma geçersiniz,misafir ağırlamak sevgiliyi ağırlamak gibidir bazı yönleriyle.Misafirler gitmekte geciktiyse,biraz esner oo ne çabuk geçmiş zaman deyip saati hatırlatırsınız,bu nezaket içerisindeki mesajı almışsa,biz ufaktan kalkalım der bir toparlanma durumu olur çoluk çocuk,bize lazım olan kelime toparlanmak,misafir gider,ama sevgiliyle toparlanmak,bir olmak,ekip olmak zaman ister,hala kalmak istiyorsa o sevgili yanınızda,o artık misafir olmaz,olsa olsa hayat arkadaşın olur,eşin olur,dostun olur