Dictator

Sabah spor yaptıktan sonra üstüne aldığın duşun ve güzel bir kahvaltıyla güne devam ederken iş yerinde geçirdiğin kalp krizinin, ne sabahları yaptığın sporla, ne duşla, ne de o güzel kahvaltıyla ilgilendiğini sanmıyorum. Milyonlarca insan imkansızlıklar sebebiyle kendine bir kaç adımdan fazla yaklaşmayı bile başaramıyor, kimisi ise sizi insanlığınızdan tiksindiriyor, sonra biri çıkıp geliveriyor ve o tüm şerefsizlerin karşısına konulmuş tek kişilik ordu gibi sizinle aynı safta çarpışmaya başlıyor, iyi insanlardaki şu hayatı değiştiremeden gitme hissi içinde hep uhde kalıyor, neyin önemi olduğunu aramakla harcanan kısacık ömürler, başlangıç ve son birbirine çok yakın, şimdi kelimesi insanları hazırda tutuyor, geleceği planlayanlar bizlere bu günü yaşatanlar olacaktır. Sizin emeğinizden doğan o güzel şeyi alıp kalanını yok ediyorlar, bu dünyadaki gerçek ihtiyaç sahipleri fakirler değildir belki de, sistem kimi doyuracağını iyi bilir siz merak etmeyin, kupkuru ekmekle yepyeni tarifler sizleri bekliyor ey halkım, poşet parayla içinde yarım kilo domates koşa koşa doğru eve. Turistler balık yemeye ve denize, sense işte eve ve sonra hep eve, dün a.s.u dan bir video paylaşıldı mekanlar dolu deniz insan kaynıyor hava güzel tüm aşılar söz verildiği gibi zamanında olunmuş, aylar önce yazdım nüfusu ve her şeyi bahane edip bu halkı ve içindekileri tüm geleceğiyle birlikte esir edecekler seçim öncesine kadar ama kendilerine ise hep serbest hep serbest olacak.

Paranoya

İyi ve kötünün yol ayrımına giriyoruz, çağımızın gerekli gördüğü çalkantılı düzen önce ekonomiyi sonra bireyleri yıkıp geçiyor ve her zaman olduğu gibi cahil akıllar son iki senedir çok erken hasat ediliyorlar. Mix virüs dünyada işini layıkıyla yaptı, alın size üçüncü dünya savaşı, kansız bıçaksız toplumlar elimine ediliyor, görmezden geldiğimiz ve o gün üstüne düşünüp karar vermediğimiz her şey bu gün güçlenip bize saldırma yoluna gitti, arka plandaki yalanlardan haberdar olan bu politikacılar ölmeli, iki bin yirmi dört sonrası bebekleri ve çocukları öldürecek olan yepyeni bir mix virüsü dünya salacaklarını tahmin ediyorum, bio war çılgınlığı tüm hızıyla devam ediyor, tanrıyı oynamak işte bu kadar basit, resident evil ( yerleşik kötülük ) filmindeki karelerden birinde corona virüs dev bir ekranda aynen gösteriliyor, virüsün ilk yayıldığı şehrin ismi racoon city harfleri yer değiştirdiğimizde ortaya corona şehri çıkıyor, çok fazla tesadüf gibi görünen şey varsa ortada o artık tesadüf değil büyük ve kötü bir planın ilk parçasıdır haberiniz olsun. Sevgi ve sağlık yine ve hep sizlerle olsun sayın okuyucular, umudunuzu sakın kaybetmeyin ve bakmayın benim çoğu zaman kafamda yaşadığım bu garip kurgulara, şüphe bir aklın ne kadar doğru çalıştığını gösterir, paranoya siz her bir doğruya ulaştığınızda onu sizden önce değiştiren bir sistemle şüphe içinde yaşayalım diye var.

kısa

Hayat çok kısa, üzülecek bir şey kalmadığında, sevecek şeyler arar insan. Herkes bir noktadan sonra zayıf aciz ve güçsüz olduğunu bilir, dermanını alemde kaybedenler, sizin bildiğiniz anlamdaki neşeye güler geçerler, fazladan bir sevinç onu kemiklerine kadar iyileştirir, gözlerdeki karanlığı ışığa çıkması için zorlar, mutluyken yaralar daha hızlı kapanır.

Humanıty less on

Bir mayıs işçi bayramını anlamsız buluyorum, hakkını almak için sürekli sistemle didişmek zorundayız, anlayın artık kiraya verdiğimiz emeğimiz de olmasa bizler onların gözünde birer hiçiz, gereksiz ve taşınması zor anlamsız birer yüküz. Hayat verilen fırsatların tümünü sömürmekten geçer, simbiyotik ( simbiyoz ) yaşamda türler kendi aralarında bu ilişkiyi nesillerdir devam ettiriyor. Bunu hangi akılla ve hangi sebeple yaptığı bilinmekle birlikte, insan insanı iliğine kemiğine kadar sömürmeden bırakmayan iki ayaklı bir sülüktür. Doyunca düşmesi beklenirken insanoğlu bir diğerinin hayatında çıkmak bilmez, babasını oğlunu ve büyüyecek torununa kadar sömürmeye devam eder, zengin nesiller bu simbiyotik yaşamın daima en önemli parçası olmuştur, azıcık nemalanan ayak takımı, kime beş kuruşa, kimi beş liraya, kimi beş milyon liraya vatanı da dahil herkesi ve her şeyi alır-satar ya da kiraya verir olmuş. Beşikten mezara kadar işçilerin hakkını yiyenler yine en önde onları savunur gibi yapan sendikalar olmuştur, masaya oturduklarında en çok konuşulan şey bu işten ne kadar çıkar sağlayacakları konusunda masadaki oyuncularla hem fikir olmaktan geçer. işçi bayramını işçiye hakkını verdikten sonra bir daha konuşalım, ülkeyi ben yönetmeliyim bence, Çin gibi değil ama en az on senelik bir kapanmadan söz ediyorum, sanayi sanat spor tarım endüstri ve diğer tüm işler için büyük bir ulus olma yolunda evinde kimse oturmayacak, eli ayağı tutan herkes üretim için katkı sağlayacak, komünizm’den korkanlara sözüm, bizler onun iyi taraflarını alıp kötü taraflarını sistemden söküp atacağız, bu ve bunun gibi sistemler baştakiler bozuk olduğu için sorunludur Nokta.

Gureba

Bu aldıklarını iddia ettikleri kapanma çözümü inanın gerçek bir çözüm değildir, peki diyor o zaman insan, elinizde aşı var mı bu süreçte halkınızı aşılayabileceğiniz, maalesef yok diyor sağlık bakanı godamanoğullarından shrek tarzı bu koca-man canavar, bu kapanmada peki insanlar nasıl çalışacak ? nasıl evlerine ekmek götürecek biliyor musunuz ? her şey şu an pamuk ipliğine bağlı bir ekonomide bu nasıl olacak diye soruyorum, ölen öldüğü ile kalacak bu artık belli olmuştur diyor, demeye getiriyorlar bize. Bu bir çözüm değil bir tedbir değil alenen halka savrulmuş bir tehdittir benim gözümde. Bir de utanmadan gıda sektöründeki çalışanlara para yardımı yapacağız diyorlar, gıda sektöründeki ne patronun ne de işçisinin buna ihtiyacı vardır şu an, sağlık çalışanları kazandıkları parayı beğenmiyorlar, bence bu ayıp bir şey, ortalamanın üstünde helal kazançlarınız var, bu pandemi öncesi her zaman ki gibi köpek çekiyordunuz ya elinize düşen hastalara, bir vicdan yapıp bakmıyordunuz ya dönüp, şimdi size ne oldu da önemli olduğunuz söylenince tavrınız değişti, en basiti şöyle açıklayayım hemşire maaşı bile neredeyse altı bin lira, bu para için riske girmezsen bir başkası senin yerine girer ve o parayı kazanırken sesini de çıkarmaz. Zaten okullar tatil tüm dünyada, çocukların kafası ya telefonda ya bilgisayarda, dünya can çekişiyor zenginlerin ayakları altında, gidilecek tek yer vakıf gureba, yalan akılları yıkayan bir veba türü olmuş tv tv dolaşıyor ekranları, sanmayın bizleri öldürmeden özgür bırakacaklar düşmüşüz ellerine bir kere, yok ki hiç bir yardım eden o kimsesizlere, göklerin kapısı sımsıkı kapalıdır dünyada çaresiz kalıpta yardım isteyene. Fazla güvenme malına mülküne parana işine, gerçek münafıklar yardım etmekten hep kaçınanlardır, zengin kişi bilmez ama onun parasının bir ortağı vardır, o tünele giremediği için, kalbine midesine ve aklına ulaşamadığı için dünya fakirlerinin, diğer tarafta çekeceği vardır. Ortada yarım ekmek kaldı bu halka, paylaş bakalım şimdi vicdanın el veriyorsa.

İdeoloji

Gerçeklerin kendi içindeki bir düzende sürekli değiştiğini gördüm, daha iyi bir şeye dönüşmek adına olmasını ümit ettiğim her türlü küçük farklılıklar büyük yanlışlara ve sözde insanların yapıcı olmayan o yok edici gücüne, oldukça cesaret vermiş olduğunu anladım. İnsanlar tam da bu aşamada dünyaya, yaratıcısına ve kendine küstüğünü, barışık olmak kelimesinin hiç bir fayda sağlamadığını keşfettiğimizde beri diğer canların, bazılarımızın gözünde hiç bir anlamı kalmamıştır. Bakın bizler insanız öyle sonsuza kadar bu ızdıraplara dayanmaya hiç mi hiç gücümüz yok bizim, ama madem bir sınavdayız, neden dünyanın yuları başka bir insanın elinde o zaman, neden çok geçmeden kırbaç icat edilmiştir ve bu tür bir ceza güçlüye hak görülmüştür onun cevabını bana ne din ne de bilim insanı dahi veremez. Dünyanın yeni ideolojisi paradır, yedi ideolojiden en güçlüsü şu an o dur. Merhamet görmedim merhamet etmedim dedi sıra güçsüzün hakkını almasına geldiğinde, bu boyundurukla fazla yaşanmaz, hükümetler işi abartı, krizler fırsata fırsatlar kanunlara dönüştü, kısacası olan oldu ama, kimler bu sistemin altında kaldı görmemek mümkün değil. Yaratıcıda aynen bu şekilde size kendi iradesini baskılar ve sizi koruyormuş havasında diğer her şeye karşı manipüle eder. Oyuncakların bir iradesi olsaydı gerçekten özgür, kimse ona zorla verilen bu yolu seçmezdi, tıpkı lösemi olan bir çocuğun dünyaya çaresizce olan bakışı gibi, orta doğuyu katleden a.s.u ‘nun bunu istediğine yapabiliyor olması gibi, her türlü fenalığı yapan din adamlarının işi şeytana paslaması gibi vb. gibi bu liste uzar gider. Olmayı, yok olmayı, tam anlamıyla var olmadan, daha kendini ve dünyayı bile bir parça tanımadan ölüp giden insanlar var. Kimse başına bunlar gelsin istemezdi ama maalesef durum bu. Geleceği görmeyi sadece gözlere bırakırsanız olacağı budur, kalbini ve vicdanını sömürüye adayanlar şu an sizi ve bizi yönetiyorlar o koltuklardan, tek umudum o çıkışı bulabilmekten geçiyor, yoksa dünya bundan çok daha güzel bir yer bence. Bir not ; tv de açıklanan pandemi listesi tamamen uydurma ve külliyen yalandır, bir çok ülkede bu rakamların her gün birbirine yakın sonuçları ekranlarda göstermesi inanın tesadüf değildir, yedi ideolojiden biri de akıl yönetimidir. Kasada para yoksa aşıda yoktur bu halka, şişelenmiş seruma ve bir aldatmacaya kurban gidiyor insanlar, özel hariç hiç bir devlet hastanesi ameliyat yapmıyor, kimbilir kaç kişi canından oldu süreç sonunda vebali boyunlarınadır. Sağlık sistemi halkını yaşattığınız kadar güçlüdür, derman bulup ta ayrılanına çok az rastladım, övünülen sağlık sistemine anca özelden ulaşırsınız o da tabi paranız varsa.

UTtA

Çırak yaşlandıkça git gide ustasına benzemeye başladı, demek ki bu asla tesadüf olamaz, yine anlayan anladı söylemek istediğimi Sepetto usta.

party child

Hiç bir zaman dini ve milli bayramların doğru düzgün kutlanmasına izin vermeyenler, bu seneki yirmi üç nisanda da bu geleneklerini değiştirmedi, geceye doğru apar topar ani bir kararla sokağa çıkma yasağı ilan edildi, ama sorsan hep en doğrusu onlar bilirler. Bu halk intikam değil adalet istiyor ama bunun için çok geç kaldığının artık farkında. Üzücü haber ise, a.s..u’nun bizler için verdiği emirin kendisidir, tüm türkleri kendi ülkesinde yok edin ve diğerlerini yaşatın yönünde ilerliyor. Yine yazıyorum bu ülkede artık türk olmak hem suç, hem zor, hem de yasal engellerle dolu. Kendi ülkemizde terorist olarak ilan edildiğimizi bir düşünsenize. Çalıyorlar ama güzelde çalışıyorlar diyen bir seçmenleri var, hiç bir namazı kaçırmaz bu insan grubu, ama iş hak yemeye geldi mi onları kimse tutamaz bu dünyada Rabbim’den başka.

Duma

Değişimin kendisi acılıdır, acı sevenler tatlı bir şey gördükten sonra buna temkinli yaklaşmakta hem kararlı hem haklıdırlar. Bir zamanlar samimi gözüken bir yılan vardı koynumda ama onun bu foyasını ortaya çıkartmak için hiç acele etmedim nedense ve kendimce ona değişebilmesi adına mini bir fırsat tanımış oldum, sonra baktım ki hiç bir çabası ve değişmek için hiç bir uğraşı yok, bende gün ışığını bekledim sabırla, kelimelerin hepsi hazır ve hepsi masanın üstündeki zarfın içinde bulunan dilimde, gözlerimle okuyorum artık hayatı, ağzım oynamıyor susmaktan git gide, suratımdaki bu felç havası belki de bana yağmuru müjdeliyor , tepkilerimin çoğu yavan ve sıradan nedense. Ölecek kişi ben bile olsam, artık bundan bana ne diyecek hale geldim, bir insan Azrail’in boynuna sarılıp ağlar mı hiç, oh be en sonundan bitti diye, dünya mı ? onu özleyenlere ve gelecek olan yeni nesillere kalsın, benim bittiğim yerden devam edecek olan, başka bir zaman çizgisini dolu tutmaya yarayan insan biçimli sade bir kukladır. Çikolata sevenlere hiç bir müjdem yok, aramak lazım, Hollanda’da küçük bir aile dükkanında dünyanın en harika çikolatasını yapmış olabilirler, dedim ya sevgi gibi, çoşkulu bir duyguyu gecede üç kez yaşar gibi, sonra susar ve acıkır gibi, öyle sevmek ve öyle derinden hissedip paylaşmak lazım hayatı. Geleceğimize mahvedenlere lütfen artık prim vermeyin hatta mümkünse onları kovun bu gezegenden. Yine yangın yine Muğla, yandı ve söndü güzelim ormanlar ve neredeyse otuz hektar, oralar çok geçmez beş sene sonra villa olur artık. Orman polisi ve şerifi tarzında yeni bir meslek grubu kurulmalı ve dönüşümlü olarak görev yaptıkları ormandaki bir gözetleme kulesinde karakolları olmalı. Büyük Türkiye’nin buna gücü yeter mi sizce ?* Halkına savaş açan hükümetler artık dünyanın her yerinde. Kime kime dum duma.

Fecir

Yalanlarınızı gömün gelin size anlatacak bir hikayem var. Eylül’ün sıcak ama tuhaf ziyaretçisi uzak bir noktadan kendini buraya, benim yanıma getirdi. Özlemediğim ne varsa yokuştan yukarı kaldı, kelebeğin tüm gazı ömrünün kısalığından, perdeleri aklın üstüne bıraktı ve gitti, renkler hem uyumlu hem uyumsuz siyah beyaz dünyanın tadından. Roller biçimli, kimisi hala kaçmak için bir yol arıyor dünyanın tuzağından, insanlar parçalarında huzur arıyorlar tıpkı benim gibi. Dilimizde kusur, dilimizde fazladan söz gibi bir çok hata, bilip te işleyemedik tutup ta yiyemedik, kul hakkındaki zayıf parçayı öyle ulu orta. Z’ ler, p’ler, b’ler ve s’ler tek başına asla gezemezler, onlar bu ülkeye nasıl zarar verdiklerini bilen birer korkaktırlar çünkü. Onları koruyan p olmasa ve her koydukları kanunu kendi çıkarları için çıkarmasalar, her gün bin vatan haini idam edilir bu ülkede ve bu etkinlik bin gün sürer. Tamamlandığınız mı hiç ? ruhun üzerine atılan fazladan yükler yüzünden, gazete köşelerinden mecmua içlerine kadar ilerlediğiniz mi ? sebebini hiç bilmediğiniz bir sıkıntı yüzünden. Gönlüm fel-fecir, insana tacir olmuş beslediği umutlar, günün ilk ışığından korkmadan beslenirim ,henüz diğerleri gibi bir vampir değilim ben. Yalanlarınızı gömün gelin size anlatacak bir hikayem var, her bedel bir hayatı mühürler, bir kere öldün mü artık işin biter.