Bağımsız düşler tiyatrosu

Koca bir ömür verip içini doldurduğum aklımı,ben ölürken bir kaç
saniyede okuyorsun ve benim ömür dediğim bu kısa ziyaret,müdafası
zayıflamış amansız bir hastalığa dönüşüyor.Bedensiz çürüyorum beynimin içinde ve hiç bir ispatım yok havadaki sözlerimden başka,biraz
ağırlaşmışım bilginin bana hediye ettiği bu üzüntü pelerininin
altında,sırf bu yüzden,bazen düzgün şeyler yazamadığım,sizlere
mutluluğu ispat edemediğim için özür dilerim hepinizden,anlayacağınız
üzere bende terk edilmiş ve metruk’um kendimden söz
ederken.Periler,hayaletler,cinler oturur masamda,korkulacak ne varsa korktum yalanlarla dolu bu dünyada.Kimliğimi çaldırdım kalabalıklar içinde,beni her gün ölü gibi bir diğer güne taşırken sustum sabrettim,bir ışık gördüm sandım insanız ya tekrar yolumu değiştirdim yıllar süren bu yolculuk için,beni çok iyi tanıyan birinin incitmesi gibiydi yalnızlığım.Sonra yardım istedim,diğerlerine verilen o büyük,sulu iştah kabartan fırsatların en küçüğünü istedim arsızca,yaramazlıklar yaptım,söz dinlemedim ömrüm boyunca.Ne zaman para değilde sağlık istedim,huzur istedim onlar daha hızlı ve daha gerçek oldu benim için.Sonra bir şey isteyemez oldum kendimden bile.Allah vermeyi kestiğinde rızkımı,benim bu dünyada yaşamak için bir saniye daha sebebim yoktur,onu da iyice bildim ben.Su yok,yemek yok,nefes yok kaybedince hayatını.Hem sürekli
kaybeden kişiye ne denir ki ? nasıl teselli edilir yıkılan
hayalleri,nasıl sırtı sıvazlanır ve ona hayata bağlanması için
tekrardan bir şans nasıl verilir,bin türlü kelimenin içinden doğru
sözü ve ona uygun giden davranışı,yalansız bulamadım.Dünyamızı
karartanlar ve sömürenler için diğer tarafta hiç bir şey yok ve
olmayacakta.Bağımsız düşlerimiz kırıp geçecek benliğini aynanın diğer tarafına,savaşmana,direnmene her gün müsaade etmeseler,yıkık viran
hatta perişan olurdun çöplüklerinde zihninin.Sen iyisi mi kendine bir
çukur kaz ya da ne bileyim bir duvar ör yıkılacağın güne kadar,ya da
radyodan bi şarkı tut,bir kitap oku mutlaka iyi geliyor.

Reklamlar

kime güvenirsiniz

Gördüğüm her şey mor renkte ya da mor’un tonlarında,giderek kızıllaşan bir renk paletinin içinde kendimizi arıyoruz.Farkında olmamak için bu postu giydik biz,iç karartıcı yaralayıcı gelişmelere uzak durmak için,başka istikametlere başka nedenlere,bizi birbirimizden uzaklaştıracak yalan işlere bağlanmayı ve karşılığında her zaman yaralanan taraf olmayı göze aldık biz.Yarım bardak temiz bir su,iyi bir orta kahve,çiçekler güller arasından bir yol bulup aramıza giren cehennemleri,bu dünyada sesi kısılmış tüm bireyleri kendi sesine kavuşturmak isterdim.Belki bu karanlıklar geri çekilir kalplerimizden o zaman.Sevgi ; bir boyama kitabı kalıbında gelişir,çizgileri hatları nettir genelde.Deforme olmuş köşelerinde yaşayan çatal sesli,eski alışkanlıklar ve rahatsız edici bir şekilde yüksek sesle haykıran eski tecrübelerimiz olmasa,kim bize yardım edebilir eğer biz izin vermezsek veya kim bizi kendisine yardım etmemiz için hayatına alır ki çok güvenip.Söylemiyorum soruyorum ? bu hayatta en çok kime güvenirsiniz ?*

Eureka

Ruhumda aradığım simetriyi,ruhumun dışında herhangi bir yerde bula bilmeyi öyle çok isterdim ki,hayallerle örülü bu gezegenin içinde yaşadığım küçük aldatmacaları,işte o zaman,daha çabuk kabullenebilirdim.Kaybolmuşluk hissine yol açan binlerce denenmiş ve başarısızlığa uğratılmış aşamaları,görmezden gelmem gerektiği söylendiğinde bile,kötürüm bile olsam o sonuca böyle çabuk kendimi teslim edemezdim,çözmeden edemezdim ben,fikir benliğimin mimarının nasıl çalıştığını.Ayaklarını içe doğru basıp yürüyenler iyi bilirler,yollar değil ayakkabılarımız eskir bizim.Cumanın gazetesi,perşembeden hazırlanır,hep son dakika haberi için bazı sütunlar boş bırakılır,oraya gelip de haber olmak kolay değildir.Bizim türklük dediğimiz şeyin gazını iyi alıyorlar bilimsel ortamda,amerikalı bir türk bilim adamı çıkartıyorlar ve biz de övünüyoruz,ne harika bir saçmalık değil mi,adam ömrünü a.s.u için vermiş düne kadar kimse ismini cismini bilmezdi onun.Geçmiş yıllarda türk mucitlerin yapıp ta bir türlü piyasaya süremediği hidrojen bazlı araba motoru a.s.u da (Chevrolet Colorado ZH2 )adı altında tanıtıldı.Mıknatıslı manyetik motor ise almanya,fransa ve portekizliler tarafından yeniden tasarlanıp uçak motoru olarak dizayn edilmiş durumda,az yakıtla ama yine pahalı fiyatlarla uçmaya devam edeceğiz gibi görünüyor.

Unforgiven ll

Bu karanlığı kim getirip kapımın önüne bıraktı.Rüyaların en sonuncusu olur kıyamet ve sonsuz uykusundan uyanır herkesi hesaba çekmek için.O gün geldiğinde aramayın sağda solda merhamet ne de bir yardım.Kalmışsa eğer bir parça umut,bize verilmeyenlerden,az ya da yok olandan esirgenmişse düzlüklerde yaşamak,hep zora düşüp darda yaşayandan çıkmışsa fakirliğin acısı,çilesiyle derdiyle uğraşmaktan yorulmuşsa omuzlar,geçim sıkıntısının verdiği yamulmuşluk hissinden bir türlü kurtulamamış sanız,dünyaya bakıp gördükleriniz karşısında bu kördüğümü hep gırtlağınızdan içeri geri yutkunanlardansanız,akıllara zararı henüz bir oyun sanandan hala uzaklaşmadıysanız,dünyaya karşı sizi bekleyen tehlikelere açık kalmış veya uyarı almış değilseniz,bu yazdıklarımı önemsemeyin,hatta gülüp geçin,bir parça huzur ve merhameti ne bulan’dan,ne dağıtan’dan iz kalmayınca daha mı iyi olacak sanıyorsunuz,sonra da komşuluk ve insanlık bitmiş diyorsunuz.İnsan olmanın vermiş olduğu bağışlanma beklentisi,affediciliği bir sömürü noktasına getirip,kendini acılar içerisinde,yalnız ve mutsuz bırakmayı iyi beceriyor.Ne olursa olsun motivasyonunuzu kaybetmeyin,vizyonunuzu da,gülüşünüzü de.

Tamamlayıcı unsur

Ben senin rüya gibi gözüken,nefes alıp almadığımı bilmediğim uyku hallerinden her sabah hayata dönüp,kendimi karşılıyorum.Ölüm sertliğine gerilen ince ipten her gün karşıya geçtiğimi biliyorum bu benim dosdoğru sıratımdır,bahanesiz,yaşamak için binlerce nedeni olan kişilerin,neden ölmek istediklerini,bir türlü anlamışımdır.Buharlaşan denizin suyunu tutan bulutlar,birbirlerine yaklaşıp yıldırımlar atan bir oyunu başlatıyorlar aralarında,sanırım bu onların birbirlerini gıdıklama yöntemi.Tuttukları suyu arıtan,bulut vazifesindeki gizli dostlarımız,aldıkları şekle göre bizlere verdikleri ilham,çok huzur verici.Dünya’da gerçek bilgi o kadar az ki,geri kalanını bizlerin uydurduğunu düşünüyorum.Bilgi tek başına savaşları ve hastalıkları durduramadığına göre,dünyanın şekline zarar vermeyi de,içindeki canlıları da koruyamadığına göre,bilgilerin içinde var olması gereken şeyler,bir çok yönden eksik gibi görünüyor.Tamamlayıcı unsur gözardı ediliyor,neyi neden yaptığını bilmezsen bilim sana nasıl yardımcı olsun ki.Doğru işleri bilginin üstüne giydirirseniz,kalıcı olmayı ve gelecek kuşaklara bir şeyler bırakmayı düşünebilirsiniz,hayal etmeyi bırakmasını söylemek,bir insana küfür etmekle aynı şeydir,benim için.İsterseniz bu özelliğinizi sonsuza dek sürdürebilirsiniz ya da en iyisini,siz bilirsiniz.

Çare bulamadım da …

Sanırım inanmazsak asla göremeyeceğiz,Aşkın gerçekten var olup olmadığını.Yine hecelere bölüneceğiz mutsuz bir anı eşliğinde,ağlamaklı desenleri olan ve eski bir duvar kağıdına benzeyen,sararmış fotoğrafları bulacağız,maziyi karıştırırken.En çok biz toplayacağız,ağladıktan sonra etrafa saçılan hatıraları.Yıkanmış temiz çamaşırları bir gün daha bekletip,senin bizimle ilgili şeylere sahip çıkışını özleyeceğiz.Karşımıza çıkan talihsiz olaylara karşı nasıl sırt sırta savaştığımızı,hem bileceğiz,hem unutmak isteyeceğiz.Şehirde yaşayan karmaşık sesler akşam olup sustuğunda ve ortalık biraz sakinleştiğinde,kalemine koşan,tedavisini defter sayfalarında arayan akıl hastasını,gün boyu saklı tuttuğum odasından,biraz çıkıp hava alması için serbest bırakırım.Beni fazla görmemesi gerekiyor bu yalnızlığın içinde,aramızdaki cam duvarları taşa çevirmek zorunda kaldım ben bu yüzden.Ben bir mücadele atlattım ruhumdaki kayıplarla,bunları yaşamak hepimizin boynunun borcu ne yazık ki,ne mutluluklar ne sevinçler bıraktım geriye taze ayak izleri gibi,çare bulamadım da döndüm geriye,sardım seveni mi.

Cumhuriyet Bayram gibi olsun

Vatansız kalanlara el uzattığımız için,tüm gelişmiş medeniyetlerden bu konuda daha insancıl olduğumuz için,her türlü dert ve belaya rağmen son dakikaya kadar sustuğumuz için,içimizdeki Allah ve vatan sevgisini sınamayı çok sevdikleri için,dost gibi görünen tüm düşmanlarla kardeş gibi takılan siyasetçilerimiz için,halkını ezdirip,sesini bir türlü çıkarmayan devletimiz için,sistemin gücü para üzerinden döndüğü için,bize lazım olan,cumhuriyet olsa ne olur,demokrasi olsa ne olur,laik olmaya çalışsakta ne kazandık bu güne kadar acıdan başka.O çok sevdiğimiz cumhuriyeti bize zıkkım etti bu hükümet,çaldı,çırptı,aldı,sattı,bir gram ilerleyemedik yalancıların reklamlarını ve tv dizilerini izlemekten,magazinde yaşananlar mangal ateşi,yetişin söndürün dostlar yanan bu ateşi,bir nesil,bir kuşak yanıyor,kanıyor,sömürülüyor burada.Bize Cumhuriyet lazım,biraz saygı başka bir şey değil.

C1Z1RT1

Hayat benim sponsorum dur.Dikkatlice bakar,iyice düşünür,bolca eleştiririm,böylece kendimi görmem gerekmez.Umarım en kısa sürede iyileşirsin dünya.

Ayna programı

Eğer,ölümün arkasındaki gizli geçitlerde sıkışan bizim yarınsız geleceğimizse,perdeleri ben değil sen açtırıyorsan kurtarmak istediklerin için,karanlıklar içinde yaşayan,her türlü kötülüğü bize yapmaya hazır bulundurduğun tarafına,o bir şeytandır ismi takmış olabilir misin ? Daha doğrusu bu baskılamaya çalıştığımız diğer yüzlerimiz gibi mi,şeytan olmak ve ona uymak iki ayrı şey gibi,birinde emir veren,diğerinde hizmetli,ama dünyada ve ahirette ne işe yaradığı belli bu karanlık gücün.Hayır ben buna inanmak istemiyorum hiç bir zaman,senin iyi ve doğru ayrıca da yardımsever olman gerekiyor.Koruyucu ve kollayıcı tarafına,merhametine ihtiyaç duyulduğunda orada olduğundan emin olmak istiyor insanlar.Görüyorum ki rahmetinde evrenler kadar boş yerin var bizim için.İçinde insanların yaşamadığı bu hayal dünyasından yalnızlık olarak geçeceksin,yine bir tek sen bileceksin kendine ne ettiğini.Bu ayna programının içinde yaşamaktan artık çok sıkıldım,beni tekrarlara boğuyor ölümlü dünyada,oysa ki ben başka şeylerle de ilgilenmek istiyorum,ama dünya tam bir dikkat dağıtıcı mıknatıs gibi davranmayı bırakmak istemiyor,yine sırların arkasına gizleniyor yaratıcının bilgiç yüzü,bu arayışlarımız,yanılsamalar içinde gördüğüm her insanın kaderi sayılabilecek anlara,bedendeki ruha,yani nihai hedefe ulaşmasının tek yolu.Bu geçmiş,şimdi ve geleceğin birleşmiş hali,hem zamandan yoksun,her varlığın bitmiş hali.Bu tek ve üstün olan Allahın,hepimize sergilediği,harika bir sanat eseri.

Eski bir Anı

Yağmurla bir olup,sokaklarına sarıldığım şehir.Işıklarına boğulduğum otobanları karanlıkta bırakıyorum ilerledikçe,ben İzmir’e doğru yola çıkıyorum artık,İstanbul’u İzmir’e getiriyorum anılarımın içinde.Artık ne önemi varsa,evimde kullanmadığım bir kasetçalar bulunduruyorum,bir de eski,tozlu,lambalı,sesi az çıkan bir radyom var,geçmişle tüm bağım bu ve ben unuttuğum için hayata tutunduğum yerler zayıflamış sanki.Kendimi yakalamış olsam da bir frekansta,nefsime atılan bir taş dünyayı ayağa kaldırıyor cenaze törenlerinde ve ben o yolculuklara çıkan herkesin,kendi gerçeğinden bir kesit bıraktığını düşünüyorum geriye.Tamam yeter,bu kadarı da çok ağır diyen yolcular,birlikte yolculuklara çıkması imkansız olan diğer yolcular,özürleri kusurlarından büyük olan bir çok hatayı affettim,affetmeliydim,affede bilmeliydim,zamanın durduğu yerin arkasından izlerken kendimi,insanları incitmek ve üzmek olmaz.Af olmazsa,konuşmada olmayacak aramızda.Kalplerimizde merhamet olmazsa af hiç bir işe yaramayacak aslında.