Money trap

Şiir kalıntıları arasında kendini var etmeyi başarmış bir söz dizimidir bu.Su birikintisi gibi görünen aynalı gözlerin kaçırdığı her manayı buraya getirip olgunlaşmasını bekledim.Yatağıma sıtma bulaştıran ateşin tüm sözlerini işittim ve içtim,ben sarhoş olana ve yalnızlığım bile benden gidene kadar,derin bir uykuyla bile henüz söndürülebilmiş değilken bedenin böyle acılar çekmesi beni de yanında sürüklemesi,inanın hiç mantıklı gelmiyordu artık.Ama o korkusuzmuş bu kehaneti kafasından uydurduğu günden beri.Yıllar peşin çalışan ayların,sabah gündeliğe çıkan çocuklarıymış,üç kuruş helal para için.Sağlığını yitiren annelerine artık hastanelerde gerçekten verilmeyen şifayı kapmışlar,bir doktorun artık hastasını umursamayan para hırsı dolu gözlerinden.Bu yüzden dünyanın yüzde ellisine düşmanım,diğer kalan yarısı onun elindeyken dünyamız tehlike ve işgal altında her yerden.O hastanenin bahçesindeki arabaların toplamı trilyonlarca lira,umut,sağlık ve hatta ihtiyacı olana yardım demekmiş.Kafasını gökyüzüne doğru kaldırıp oradaki mavi hiçliğe bakmak,az olandan böyle çok çok almak,kendine yakışanı yapmak,kimin fikriydi demiş içinden.

Reklamlar

Bitter

Kurtarılmaya gün gelip ihtiyacın olabileceğini hiç düşünmemiş olabilirsin,olayı anladığım kadarıyla iş seni değil,dünyayı senin yaptıklarından kurtarmaktır.Hitap ediş şeklimin kusuruna bakmayın kitabın kuralı böyle,isterseniz sizde Tom gibi yapabilir fareyi yemektense,eğlenceli,komik ve hatta öğretici dersler alabilirsiniz.Sizden kaçan nefisiniz toparlanabilmesi bu savaşın son bulmasına bağlı,anladım ki direnmenin yegane yolu kişinin kendisini bilgi ağıyla örüp bu kozadan çıkacağı güne kadar sabretmesini bilmeyi,yüzleşmeyi geciktirmeden aynayı kendisine çevirmeli ve başına gelenlere bir sorumlu arıyorsa da ilk önce bunu yaptıklarının bir bedeli olarak sistemin mi ? yoksa bizim mi ? ve neden hak ettiğimizi bir düşünme stratejisi izlemeli.İsterseniz o çok sevdiğiniz köpüklü kahvenizi pipetle yudumlayın,siz biraz farklı yaşıyorsunuz diye hayatın tadı değişmeyecektir diğerleri için.İstediğiniz kuşa,kediye ve köpeğe sorun size hemen hemen hepsi aynı cevabı verecektir,bitene kadar kim olduğumu ve burada ne işim olduğunu hiç bilemedim,belki de hiç bir zaman bilemeyeceğim,bilemediğim için mi ? ölümden yaşarken korkmayan bu halim,ben askerdeyken dağda gezen kurtlar uzak bir tepenin üstünden diğerleriyle haberleşebilmek için uluyordu,bunu duyan diğerleri onlara karşılık veriyordu göremediğimiz bir noktadan.Göremediğimiz o nokta neden önemli bizim için şimdi daha iyi anlıyorum,ama biraz yorgunum ve hüznüm kederle kaplı bir bitter çikolataya eşlik ediyor üstünkörü.Suyu taklit etmek lazım iyi niyetli düşüncelerden geçerken.Evren bizi daha net duyabilmek için tüm sessizliğini koruyordu ve her sürecin yaratım anını büyük bir konsantrasyonla yerine getiriyordu.Her gün görülen işaretlerin fazlalığı artıyor,iyi ve kötü olmayı seçen her iki uca da dokunuyordu birer uyarı niteliğinde.Çoğu zaman baş ağrısı bahanedir,bilirsiniz durumu.Kayan bir yıldızın geride bıraktığı yazgı ve onunla birlikte yanan bir çok algıyı,yani insanı,anıların içinde parçalayıp başka bir yerde birleştiriyor gibiydi.Diriliş gemisi herkesi çok uzağa mı götürüyor ? cisimleşmek biz yaşayanlar için neden bu kadar önemli ?

Piyes

Sol elimle yazamıyorum ama,yağmurdan sonra oluşan küçük su birikintileri için dinlendirilmiş saf sözlerim var.Kurdu kuzu ile barıştırma planım ve ben hariç aklımdan geçenleri kimsenin bilmediği,her zaman ziyarete açık olan bir zihin hapishanem var,yaşamak için bulduğum her sebep,yargılanıp işlerin buraya kadar gelmesine sebep oldu.Şimdilerde ise tek görevim bu hapishaneyi güzelleştirmek,sağına soluna çiçekler ekmek,güneş alan odalarında kitap okumak,ekmeğin ve suyun gerçekten hakkını vermek oldu.Bunu yazarken günler doldu,artık saatlerini bile biriktirdiğim kumbarama.Perişanım eli titreyen yaşlı gölgemin,nüfus sayımında çıkmayan adreslerini kaybettiğim günden beri.O gün serçeden nasiplenmiş küçüklüğüm üzerimdeydi ve bir güvercin kursağına bile sığacak kadar çabuk yutulur hayallerim vardı,anlaşılan o ki dünya insansız tertemizdi,sanki ölüm ihtimalleri elemekti bu matematik hesabında,belki de bireylerin göçü bizden ayrıldıktan sonra başlıyordu,kim bilebilir değil mi ? Bir ağacın gölgesinde dinlenmem gerekirken,şehirde yetişen beton filizlerin gökyüzüne ulaştığını görüyordum,bu hayat tarzında yanlış giden tek şey insanların siyaset spor ve daha bir bir çok kitleleri etkileyen araçlar kullanılıp,ayrıştırılıp,çok çabuk manipüle ediliyor oluşuydu.Hayat bize bu piyeste en önden küçük rontlar verebilir ya da bu oyunun seyircisi yapabilir,mühim olan sahnede rolünü düşünmeden oynayan birinden keyif almak,diğer yandan böylesi birinden gerçek hayatta mümkün mertebe uzak durmaktır.

Kemik

Yakınlaş,merceğin odak noktasını kalbinden uzak bir yere taşıyan herkesin yaptığı gibi,durum her kötüleştiğinde acıyan kalbinin hemen biraz altından bir uykudan uyanır gibi gerilerek çıkan,aslında hep orada olup hiç bir zaman uyumayan,gözü açık yaşanılan mikro uykunun rüyasını tetikleyen ve hayatın deneyimlere dönüşen sarmal beşiklerini,başında sevdikleriyle bekleyen ve yola sıfırdan çıkanların gerçeğini ört-pas eden güç.Bilinmezliğin asal sayılar tadındaki ruhu,yaşanmış günlerin hepsini tamamen idrak etmiş olan zaman tecrübecisi,yaşarken tüm insanların terbiyecisi,kapıyı göstermeden kapıya buyur eden ecelin tecellisi.Hani içinde çıtır gofret üstünde harika bir çikolata olur ya bazı atıştırmalıkların,bizim iskelet yapımızda size tuhaf gelse de bence biraz buna benziyor.Ölünce ortaya çıkan şey,iskeletin üstüne giydirilmiş hayat elbisesi gibi duruyor,dışı güzellikler dolu hayat ve içi kıtır kıtır kemik

Dünya,kedi ve köfte

Pencereni açık unutmuşsun,kalbinde pişen kaşarlı köftenin kokusu mutfak penceresinden çıkarak tüm dünyayı etkisi altına aldı.Böylece Suskun Kediler ilk sözcüklerini söylemiş oldular,onlarla aynı evi paylaşan,onların sahipleri olduklarını sanan kişilere.Kimisi duyduğuna şaşırdı ve olduğu yere düşüp bayıldı hemen( Bu bir komşumuzun başına geldi ama o kedi konuştuktan sonra,bir daha hiç eve geri gelmedi.)Eve başka bir kedi alana kadar ve bu travmayı atlatana kadar,üstünden bir miktar zaman geçmesi gerekti.Halbuki o da benim gibi uzakdoğu anime ve mangalarını okuyup incelemiş ve izlemiş olsaydı,oradaki kedilerin bir çoğunun konuştuğunu görecekti ve belkide durumu çok farklı bir tepkiyle yönetecekti.Ev arkadaşınızın Spider-man olduğunu bilmek ve onun bu sırrını saklamak gibi sorumluluk isteyen bir şey olduğunu,bilirdi o zaman.Aslında kedilerin konuşmakla kalmayıp neler yapabildiğini görse daha çok şaşıracak ve endişelenecekti,demek ki yeterince iyi bir izleyici değilmiş komşumuz.Eğer bu canlıların biri bile,bizimle bu seviyede iletişim kurarsa,sanki suskunluk yeminin bozmuş sayılırdı ve belki de konuşmanın bile bir cezası vardı kendi aralarında,dünyanın bizim için hazırladığı asıl planları ve diğer küçük sırları ele vermesiyle her şey en baştan sorgulanır ve değişir olurdu bu söylemler karşısında,meraklı bir insanın sadece ip uçlarının peşinden giderek bu durumu çözmesi beklenemezdi zaten,temiz bir kalp ve biraz cesaretle,gücünü iyilikten alan ve sevgiyle neler yapılabileceğini kanıtlayan dünyanın geri kalanına sonsuz teşekkürler.Bu gün her şey mavi sarı ve yeşil,denizlerin rengine büründüm neşe ile,azda olsa huzurum var,paylaşırsam eksilmem,azalıyorsam da artan sadece bahanemdir,biri gitti biri kaldı,yol kısaldı manada,ciğerimdeki son nefese,gözlerimde son bulacak ışığa,dinecek olan sızıma seviniyorum.

Quasimodo

Ruhumdan aşağısı toprak,yukarısı iki ayak üzerinde durmaya çalışan yorgun bir beden.Hem buradayım anın içinde,hem terk edilmiş bir şekilde,bu şehirde yaşayanların gölgesiyim,hayatlarımızı kovalıyorum karanlık bahçelerden,sabah güneşini öpüyorum yere düşen ekmek gibi,bulutların yağmurla ıslanmış yanaklarından toprak kokusunu çekiyorum ciğerlerime.Görünen o ki bende zamana uygun yazılmış bir sözlüğüm,derdimi anlatacak bu kadar sözü ruhumun neresinden koparıp besliyorum,neden hala acıkıyorum bilmediğim nimetler karşısında,üşüyorum ve görünüşe göre yargılayan bu toplumda,kendimce bir quasimodo etkisi yaratıyorum.Sağ taraftaki bildirimler çanını çok az olsa da çaldığımı görüyorum,insanı sevmekten ötesine geçtiğim için bu konunun muhatabına anlatıyorum gerekli çözümleri.Çok fazla konuşuyorum deli gibi kendimle biliyorum,tabi sonra soğuyorum suskunluklar içerisinde,yani yine biçare insanıma dönüyorum kollarım iki yana açık bir şekilde.Zavallı yaratık aynadaki insanın düşmanı,kükreyen ve pençesindeki kanı umursamadan sabahları ütülü kumaş takımlarını çeken,bizleri sömüren bizden değilmiş gibi düşünen bir diğer tür zavallıları,sadece düşüncesizlikle suçlayabilirim ama o zamanda hemen üzülüp ıslanıyor mahçubiyetten yanakları.Hayatın bize ödettiği özel durumları sarf ediyoruz duygu dağarcığımızdan,bilinçaltımızdan harcıyoruz ne kadar karmaşık şeyler varsa önümüze çıkan,bir o kadar da aklımızda olanları savunuyoruz sanki karşımızda duran biri varmışta bizimle konuşuyor gibi.Sanmayın ki öğrenmeden gidebileceğiz buradan.Geçen sene göçü kaçıran kuşun bu sene ki güçlü isteğiyim ben.Sürüyü tanıyorum ve bildiğim kadarıyla sürü gücünü kalabalıktan alan yalnız bireylerin toplamından oluşuyor.Kısacası bireylerin kimliklerini ölesiye sömürdükleri,biterken soru işaretinin yerini gerçekten gördükleri tek yer burası.

Bir dakika kırk bir saniye

Hayatımızın her yanı işaretlerle dolu,sınırları aşmaktansa sınırların içinde kalmayı seçmek,hem kendini korumak hem de bu bilincin tadına varmakla aynı kapıya çıkıyordu çoğu zaman.Hayatın önümüze serdiği yollar bir türlü derdin bin türlü çözümünü,hesabını,denklemini tabi bunların hepsini geçersek birde bizden doğrulamasını istiyordu.Geceyi paketleyip kapına mı getireyim gündüz,yoksa bunlar hiç olmamış ve ben de hiç var olmamış gibi mi davranayım,gerçekte silinmeyen bir veri gibi evrenin trafiğinde.Bilimsel olmayan öğreti bunu ne kadar çabuk kabul ettiğimizi ve kısıtlı olduğumuzu kabul etmeye yanaşmadığımızı görse,bizim varlığımızın diğer yarısıyla buluşmaya gideceğimiz tarihi de bize söylemiş olacaktı,ama susmak ve sakin kalmak tüm sürprizi beraberinde getiriyor.İşaretim bana gözlerden uzak bir yeri gösterirken …….. caddesinde yürüyordum,bedenim heykel gibi kaskatı kesilmiş,nefesim anca bir kuşa yetecek kadar hafiflemişti o anda,tropikal bir ormanın ortasından geçen eski bir trene bakıyordum,içinde ayakta insanların olduğunu,oturanların camdan dışarıyı seyredişini çok net bir şekilde izledim,sonra sağ yanımda bir kaplan vardı korkusuzca onu bir kedi gibi sevdim,ciğerlerinde gelen gök gürültüsü şeklindeki mırıltısını hala hiç unutamam,sonra ikimiz birden tren raylarına sırtımızı dönüp ormanın içine doğru yürümeye başladık ve hatta bir müddet sonra suya kadar yarıştık bile,ikimizde eğilip o sudan aynı anda içtik,içtiğim o su benim ayılmama,çözülmeme sebep oldu.Sokak ortasında donmuş bir insan,bir dakika kırk bir saniye boyunca aynı şekilde,işaretin beni değiştirdiği,hem korkuttuğu hem de anlam kattığı süre.Merak edip süreyi nasıl bildiğimi soranlar olabilir,hemen öncesinde girdiğim büfenin duvarında asılı olan büyük saate dikkatle bakmıştım.Ruhun flash adımları,belki başka bir yazıda onu da yazarım.

Gölge

Uykularım rüyalaşmadan ve henüz daha olgunlaşmadan kabuğunun içinde çatladı ruhum,ona bakan ve onu yargılayan gözlere aldırmadan.Gözyaşından daha küçük parçalara bölünebileceğimi o gece daha iyi anladım.Kapı iki kere kilitlenmişti benim tarafımdan,delilik aklıma gelen ilk devrimdi,kansız bıçaksız ve tümüyle zayıf bir anıyı öldürdüm kimliğimi acizliğiyle sarmalayan,beni nefessiz bırakan ve kalbim tarafından bilinmeyen o sonsuz sayıyı,bu sayede aklımdan çıkarıp atabildim.Hayatımın sıfırlanma noktasını da es geçtiği mi sanmayın sakın,kaçmayı beklerken defalarca tereddüt ettiğimi gördüm tüm zorluklar karşısında.Sabah,güneş ve turuncu şeker,gözlerim için gökyüzünde bana gönderilen güzel bir sefa,pamuk ipliğinden yapılmış olan tişörtlerim hala lavanta kokuyordu,bir gün öncesinden yıkanmış bile olsa,güzel güzel burnuma.Siyah kavanozdaki bir tutam kahvem beni gecenin esaretinden ve damağımda kalan akşam yemeğindeki yoğun lezzetten kurtarıyordu.Burada yazmış olduğum her yazı evrensel büyüklükte bir defterden buraya,yani zihnime göç ediyordu.Okurken farklı ruh hali eşliğinde kahveyle geçilen bir boşluğu selamlıyordu,kağıda dövme yapıyordu sanki harf harf yazdığım kelimeler,herkes uyurken İstanbul’da işin aslı bana sözler yetmiyordu gece yarıları.Saydam bir beden,akışkan bir zaman,doğruyu yanlıştan ayıran akıl üzerine kurulmuş hassas bir köprü,kitaplar için kullanılan ayraçlardan farksızdı hatırlayabildiğim her anı,kaldığım yer belli olsa bile,her an kaybolmaya hazırdım ben.Kendime inanmak için ortada hiç bir sebep yoktu,geçerli olan bağlayıcı bazı katmanlarda ortadan kalktığından beri,kendime verdiğim değeri yaşadığım dünyanın panzehiri gibi gördüm,kendimizi avutmaktan öteye geçemediğimiz gibi bu işlerden de sıkıldım bunaldım diyebilirim,ama her gün bunu yapanları takdir ediyorum emin olun.Dünya’ya karşı hiç ettiğini düşünmektense,hızlıca aştığın ve geride bıraktığın her abuk sabuk düşünce gibi bunu da geride bıraktığımı düşünmek hoşuma gidiyor,hayat bir gün bir yerlerde sana kendini olmasa da,gölgeni sobeletiyor.Bitti mi ?

İkİ

İnsan yine yalancı,boynunda günahları yine gitti aradı kendisi için iyi olmayacak olanı.İç acıların toplamı yeterli bulunmadı yoksa,sırlar tek ayaklı bir kazazedeyken bunu kimse umursamadı ama,vicdan kırıldığı yerden yeniden bitmedi mi bir ot gibi,dünyanın kendisini yok etmek isteyen kararlı karanlığa rağmen diğerleri onu kurtarmak için direnmedi mi ? onları bu dünyanın her yerinde yoksayanların karşısında.Alay konusu göz kenarlarında unutulmuş çapaklarım,dizginler koşumlar,eyerler ve yollar bazen hepimize lazım.İnsan hayatında olmayan,onu umursamayan kral kobrayı,sırf onu ısırmasın diye sever mi ? ya onu yemek için onunla ölüm oyununa giren firavun faresine ne demeli,ekstrem sporları seven adrenalin bağımlısı mı bir canlı mı o ? yoksa damak zevki gelişmiş gurme bir deli mi ? O’nun ismi manidardır,görmeyi,aramayı inanmayı ve anlamayı bırakanlar,dünyada önlerine çıkan ilk lidere sarılacaktır,sebepleri ve sonuçları ne olursa olsun,bu insanlardan kendi ırkına pek bir fayda gelmez,onlara muhtaç yaşadığınız sürece pek bir sıkıntı çıkmaz aranızda.İnanç denilen şey bir sticker gibidir,yapışan tarafla yapışmayan tarafın birbirinden ayrılması,hem de uyum içerisinde bir arada kalması gerekmektedir,yoksa diğer gelişmiş toplumların avı olmaktan hiç bir şekilde kurtulamazlar.Bkz. tabiat bilgisi.

1

Ağzımın içinde başlayan salgın bir hastalık var sanki,biriktirdiğim tüm kelimeler dilimin susma telaffuzundan kapmış olacak ki,sızılı,acılı bir ölüme daha,bildiklerim yüzünden şahit oluyorum.Çürümüş dişlerimin arasında defnedilen bu kaçıncı hayal kırıntısı ve sevdiğin birini kaybederken ortaya çıkan,zor günlerin ilacı,zaman.Yatağımla,baktığım tavan boyasının beyaz rengi arasında kalan,kesilen sütün peynire dönüş hikayelerinden artık pek bir farkı da kalmayan,ağlamakla ekşimiş olan yaşlı gözlerim.Yolculuk bu işte,beden seni olduğun yere aitleştiriyor,kabul edilebilir kılıyor kaderin tüm olumsuz yorumlarına rağmen,üstü açık tezgah altı kısmen hasarlı oyuncularını.Kendimi bilmesem ne rahat ederdim şimdi.Aynalı kapı duvarı sakladı benden çok uzak bir yere.