Mecazen … .. .

Derinlemesine sevenlerin yürüdüğü yalnızlıklar ormanı burası,kurtların kuşlara adı ile hitap ettiği bir yer,gündüz ile gece arasında yaşayan canlıların saat farkıyla birbirinden ayrıldığı ve aynı zamanda yaşayamadıkları değişimden onları sorumlu tutan bilinçaltılarına saplanıp kaldıkları bir yer burası.Bundan sonrasını ben hallederim diyebileceğiniz bir yer’den çok,her muhtaç olduğunda senin yanında olduğunu hissetmek istediğin,kurgunun gerçekle harmanlanıp, insanlara sonuçlarının gösterildiği,bir çeşit telafi savaşının verildiği yer burası,hem vicdan muhasebesinde hesaba çekilir gibi,hem de hayatın her anında bir muhabereyi atlatır gibi yaşıyor insan.Bir örtünün altından serin bir nefes çeksen de soğuk odanda geceleri,ben ayak parmaklarından,üşüyen ayaklarından sıcacık bir uykuya doğru çekiyorum seni.Çözüyorum ölü sertliğindeki hislerini ve bağladığın gemilerin iplerini,yukarılarda göklerde ateşler var ama,yıldızlar birer buz kadar soğuk,hiç bir teselliyi sonuçsuz bırakmadık,dertleri önden göndersekte,kabul görmesi için bilmeliydi kendisiyle yetinmeyi.Yetmişindeki anne ile kırk beşindeki evladı gibi,doğurmadığı halde öpe koklaya doyamadığı torunları gibi,sen yağmuru görüyorsun istemesende,ben ise bereketi,sağlığı,hikmeti,beni kendine kul yapan Veli’yi arıyorum.Dolu gibi duran o koca boşlukların,insanların heveslerini,hayallerini nasıl boğduğunu anlayan birisi olarak,yıllar önce sırtımı dönüp,gençliğimi ateşe verdim,mecazen bir hasır altı kıyamet yaşandı iç dünyamda.Bir gün güldüm,bir gün öldüm,dön dolaş,yine fukara gölgesi’den çıkmış bir telaş gibi,kendimi aradım durdum.

Reklamlar

Acıkırlarsa

Açılmamış göz fetüs’te bulunur,ayakta yaşayanlar görmemeyi tercih eder diğerlerinin başına geleni.Uçmayı öğrenenler paraşüt açmazlar karada,rüzgarın altıda biri soğuk,kenarından kırılmış olan kalbinizin tamamı,umarım bozuk değildir.Gülen aldanmıştır hakiki bir sıkıntı görmediğinden,yardım edecek olan el sıkışmış olup kapı arasına,hiç bir acil onu kabul etmez,inanmaz artık kimse onun doğruluğuna,iyi bir cüzdan domuz derisi ve yahut timsahtan yapılmış olup,bir türlü açılmaz muhtacın sofrasını,bildiğimiz anlamda bereketlendirmek için.Sofu ; pişmanlığından dolayı sini içinde alınan bir kelleyi tartsa da ceplerinden,alınan baş onun ki değilse,sıkıntı çekeni çokta umursamaz,o dergahların kazanç yolu.Dertler kapalıçarşı,dermanlarımızı saklamaya çalışma,ermeni komşu,musevi yolcu,müslümana kıyma,dana kuşbaşı,pirzola,daha da acıkırlarsa gözlerini paraya,mala mülke doyurmaktan çekinme,zaten o acıkanların hepsi onun bunun ve ormanın çocuğu.

Uzaklık birimi

Uyumak için gözkapaklarımda ki yuvalarına geri dönüyordu yarasalar.Geceyi bitiren bir söz gibi ve yalınayak geçilen bir sevda’dan daha büyük bir tuzak olmazmış gibi,giderek soğuyordu aramızdaki havalar.Çiçeğin yerine geçen dublörü,bana ölü taklidi yapıyordu saksıdan.Ayrıldığımızdan günden beri su içmeyi unutan topraksız bir kıta’ya benzemiş oldu,kalbimin attığı yer.Oysa ki sen tüm çorak topraklarımı gezmiştin,ya çiçek ekmiş ya da terk etmiştin zehir zemberek,kağıt üzerinde anlaşılmayan herhangi bir müsvedde gibi,beni doğru adrese yollamamıştın kalbini bulmam için.Kaderin yoluna çıkan ve artık selameti bitmiş bir karıncayı teslim alan kış mevsimi ve o mevsimin ardında yatan nedeni benden gizlemiş olduğun gibi,ansızın doğuya çöken bir kar gibi,çöktün güvendiğim dağlarıma.Matematik’ten kimya’ya çalım atılmış,harika sözler yine bir kitapta bulunmuş ta,aramızda konuşulmamış gibi yaptın,yani rol yaptın.Perdelerinde gölgeler oynar,şimdi ne de yalnızdır ilk yangından sonra, bakılmazsa çöl olur,uğrar aklına kasırga.Kedilerinden biri kaybolur kurduğun bağ kaybolur üzülürsün,ağlarsın,istiyorsan ve kimse yokken,bence ağlamalısın.Biri ayrılığı bir mesafe birimi yapar ölç ölç harap olursun,biri uzağı yakınında tutar sev sev kahrolursun.Birini sevmekten daha güzel bir mucize olur mu ? lütfen söyleyin bana sevgili okuyucu.Kalp mahçup,sözler nigar ise,mürekkep makamında ezilen boynumuzun borcudur,ayrılığı bu boyuttan bu şekilde çekmek.İhtiyarlaşır yaralarımız çirkin kırışıklıkların arasına karışır tüm yaşanmışlıklar gibi,sadece o ve ben,bir şekilde nasılsa varız.

Bedava

Çok paran olsa bile,işte o sevmediğin paralı pisliklerin sana,emeğine ve dünya’ya nasıl baktığını,bulunduğun yerden nasıl anlayabilirsin ya da ben sana nasıl anlatırım bilmiyorum.Ama şunu bilin ki,yazdıklarımı can-ı yürekten yaşıyorum sayın okuyucu.Eğer bulunduğun yer güzel değilse bile bu zamanla değişebilir,bunun emeksiz,sevgi olmadan,başka hiçbir türlü çözülemeyeceğini de artık öğrendim.Diğer hepsi gibi ta ki kırılana dek,bize güçlü görünebilir bu dünyevi yanılsamalar.Yardım alman gerekebilir,çözümsüz kaldığın her derdin sonunda kendine defalarca saldırıp yaralanabilirsin bile,sonunda canavarca bir şey yapman hatta bir canavar bile olman gerekebilir.Kendine bir inanabilsen,dünya değil ama,iç dünyan değişebilir.Oluru nedir bu hayatın ? bizimle uzlaşmaya elverişli yaratıcı bir zihnin içinde,birlikte yaşayan yine biziz,o zaman siz söyleyin bana,en son ne olur ? İmkanlar dahilinde anılar biriktirdik.Yaşadıklarınız sizi gücendirdi mi yoksa ? Yaratıcınıza karşı.Bedava bir hayatın sayılı nimetleri,gün gelir hepimiz gibi tükeniverir,ama o güne kadar kıymetini bilmeli,bilmeli ve sonra unutmak için bir kenara çekilmeli.

Hasar anonim şirketi

Kaderin çelmesiyle yüzüstü,hayatın bu beton sertliğindeki irili ufaklı derslerle süslenmiş zeminine,hayatının üstüne düşüp kapaklanan insanın derdine,çare bulacak,yardımına koşacak kimsesi yok mu ?*Kendinin olmayan şeyler için ne de çok endişe duyuyor,nasıl’da korkup korumaya alıyor kaybedecek diye,küçük hayatının büyük dünyasını.Tüm yolların sonuna gelmiş,misafirliği bitmek üzere olan bir yakınınızı görürseniz,ömür kısaldıkça ölümü size yaklaştırıp ellerinize teslim etmeyecek kadar güvenmeyen birinin,dünya için önemini nasıl da yitirdiğini göreceksiniz,çift şeritli bir otobanın işleyişinden farkı yok bu hayatın, aslında kimse kimseyi sollamıyor,diğerlerini geçtiğini iddia edenler,emniyet şeridinde yardım bekliyor olabilir,içine karıştığın bir kaza gibi,aracındaki hasar büyük ama ortada maddi manevi bir ders var ve hala her şeye rağmen hayattasın dostum.Bu küçük gibi görünen sebebe,sahip çık.

Simbiyosis

Hayvanlaşmak için insanüstü bir çaba sarf eden insanlığın diğer kalanına çok teşekkür ederim,İstanbul sokaklarında artık görmediğim hayvan türü kalmadı,gitmek üzere olduğum Afrika gezisini de iptal ettim,televizyonu açıp Animal planet yerine,meclisi izleyeceğim yattığım yerden.Bu hafta konu omurgasız canlılardı.

Oyunbozan

Kendini var etme sanatı.Hayatının yarım kalan bir iş gibi göründüğünü bilip,ilk önce durumu kabulleneceksin.Eğer bu çaresizce bir boyun eğiş değilse,nedir ?diyeceksin kendi kendine.Uzaklaşmak için kullandığın ayaklarını,bu kez kendi mutluluğuna koşmak için kullanacaksın,ama bu kez bir tek şeyi farklı yapacaksın,şartların keskinliğini ölçüp biçeceksin,yanılma payını oyuna dahil ederken faniliğini unutup,kim bilir hangi hatada nerede kendine geleceksin.Kimseyi kırmayan kimseden,herkesi üzecek olan canavara dönüşmeni engellemek için,sana zayıflığını hatırlatan bir imge belirleyeceksin,geçmiş günlere hapsolan korkak insanı üzmemek ve yüreğindeki merhametin yerini unutmamak için.Sana sporu anca tavsiye edebilirim.İkili düşünce sisteminin değişkenliğini,bir sen,bir başkası olarak,nasıl açıklarım.Sabır yoluna giren nefeslerin boşa tüketilmesi doğru değil,susmaktansa hep yazmayı tercih ederim,asla bitmeyecekmiş gibi duran zalimin zulmünü,aslında ne kadar da kolay yenebileceğimizi,sizlere göstermek isterdim.Bunun tek raund’luk bir oyun olmadığını anlarsan,elini,dilini, belini,insan neden tutmak zorunda hemen anlayacaksın.Bedenin terbiyesi,kalbin oyununda beliren bir oyunbozandır.Eğer uygun şartlar yaratılmazsa,sana kendini yok etmeni söyleyecek olanda,yine senin aklındır.Evrim değil,tesadüf değil,olağandır ve gerçek olamayacak kadar büyük bir hayal ürününün eseridir hayatlarımız.Limiti bitince o da durur.Gel de şimdi buraya yazdıklarımı benim aklımdan çıkar.

Uzay kapıcısı

Buradan çok uzaklarda,evrende bir yerlerde,mesela hayat olarak şu an bulunduğum yerin tam tersinde,belki gizlenmiş belki apaçık bir şekilde,aslından uzaklaşması için atıldığı bu gezegende,hiç hak etmediği bir biçimde yaşasa bile,bu nimetler karşısında tıpkı kötülüğün karşısında direnir gibi direnmesi isteniliyor.Tesadüf mü sanıyorsunuz ? içinizde barınan o amfibi’yi her solukta yaşatma isteğiyle dolup taşarken,tükenirken her gün biraz daha,artık işe yaramayan bilincinizin son komplosuna maruz kaldığınızı fark ediyorsunuz,ona layık,hatta ona ayak uydurabilmek için ne kadar zor şartlarda,eğilip,kıvrılıp acıdan payınızı aldığınızı,yine siz,benden iyi biliyorsunuz.Tebrikler gönüller sultanı,kısa günün en uzun gecesini bizimle paylaştın,şafağında uçan bir kuzgundan bizi haberdar ettin,kimse senin kadar,gerçekleri yüzümüze söyleyecek kadar,delirmemişti bu hayatta.Avucuna bak okuyucu,sen oradasın,iki çizginin arasındaki kısa tek çizginin karşısındasın,sakın kafan karışmasın,okuduğun her işaret senindir bu hayatta.Duaları uykudan önceye,Adile Naşit’i çoktan toprağa verdik biz.Yarın ve diğer tüm günler için gözlerimize yazılmış olan o uyku,bizi ölümün önüne çıkaran kestirme patikamızdır.Önümüze konulmuş olan belirsiz bir yön levhasını anlıyormuş gibiyiz,üstelik hiçbir şey bilmeden devam ettiğimiz o yolda,umutsuzca sakin kalmamızı sağlıyor cahilliğimiz.Taşan nehrin yatağından çıkması gerekir,gece gelecek musibetin gündüzden ayağına dolanması gibi,ufaktan hissetsen de olacakları bir şekilde,yine de bir önlem alamıyorsun,senin için başka bir çare yok,ne gelirken,ne giderken kalbine.Bir tohum gibi,geçen yazdan kalma akşam sefalarından özenle toplanmış gibi.Başladığı yere geri gelip,yeniden bir döngü başlatmak için o toprağa,geri giriyor insan.Yeniden hayat bulmak,kaybedince anlamak ve son güne yetişmeye çabalamak.İşte böyle yalnız yaşanılan bir şey.

İnside out

Bir yankı doğdu güneşin ardında.Bir diğerine hiç benzemeyen o yaradılış mucizesi suretlerimize bakıp,aslında içlerimizin aynı olduğunu gerçeğini unutmuş görünüyoruz.Tepkilerimizin durumları nasıl tetiklediğini ve farklı zamanlara ait duygularmış gibi,bizi bu anlam karmaşası karşısında böldüğünü anlamaktan çok,her zaman her duygunun en kolayına kaçıyoruz biz,bu yüzden aşkta hissettiklerimizde bile bir ifade bozukluğu var.Bencilce,anlayışsız bir duruma geçecek kadar katılaşmış olan kalbimizi,sonrasında yine ısıtacak bir yer,bizimkinden daha masum daha temiz bir kalp arıyoruz.Yine bizim olan hatalarımızın başkası tarafından düzeltilmesini ve sonrasında bizi bekleyen hassas bir iyileşme sürecini atlatmayı,hem de bizi sevene hiç bir tevazu göstermeden,onunla ilgili bağımızı bu şekilde koparıyoruz biz.Kendimizi dış dünyaya bu şekilde hazırladığımız için,sivrilen egomuzun yakasına bir nişan daha takıp gururlanır olduk saçmaladıklarımızla,yani bizler bir gerçeği hep görmezden geldik aslında,şimdi o gerçeklik bizi görmüyorsa işte sebebi bundandır.Yapmayı ertelediğimiz her hareket,eylem hazırlığında tutulan zihinsel bir oyunun tadını veriyor bize,tabi bunu bu şekilde yapmak kimseyi bir yere getirmez,verimsiz bir kavuşmadan doğmuş olan ölü duygularımızı temize çektiğimiz bir çile kapısı olmaktan öteye geçemiyor,alaca karanlık düşünceler ve o düşüncelerin esiri olan ..?*